Büyük ruhlar büyük düşünür. Başkasının izzet-i nefsi rencide olmasın diye kendi nefsini hizmete tahsis etmek, kimbilir Rabbin katında ne izzetlerin müsebbibi olacaktır.
“İmânın varsa imkânın vardır” sözü, gerçekten çok anlamlı bir sözdür. İmanı ve irâdesi olana Allah Teâlâ bir kapı açıyor ve kulunu bir şekilde muradına erdiriyor. Önemli olan samimi bir arayış ve yüreğin derinliklerinden gelen bir arayış içinde olabilmek…
Esasen bir insan, yanındakini büyüttüğü kadar büyür. Meyveli ağaç haline dönüşür. Büyümüş insanlardan hürmet görecek bir konumda olmak, hiçbir zaman küçümsenecek bir seviye değildir. Ancak küçük hesaplar peşinde olanlar, bu nevi büyük düşüncelere sahip olamazlar.
Mâhir İz hocaefendi, insan yetiştirmede tanıyanlarının şehâdetiyle ismi gibi mâhir bir üstattır. Onun Mustafa Öz beye yazdığı 10 Zilhicce 1388 H./ 28 Şubat 1968 tarihli şu mektubu, ufkunu ve ilgi kalitesini göstermesi bakımından son derece dikkat çekicidir.
Hayır yolu yokuştur, denilir. Görünen ve görünmeyen düşmanları olur. Yapılan işin güzel ve iyi olması, düşmanlığın olmayacağı anlamına gelmez. Peygamberlerin, Rabbânî âlimlerin ve sâlihlerin kendi hizmet dönemlerinde maruz kaldıkları sıkıntı ve eziyetler, bu nevi sıkıntıların tarih boyunca olduğunu göstermektedir.
Yrd. Doç. Dr. Adem Ergül anlatıyor.
Yrd. Doç. Dr. Adem Ergül, "Hiç konuşmadan anlatılan ateş dersi" kıssasını anlatıyor.
Bazen bir adamla bir millet dirilir. Yüce Rabbimiz, kullarını muhtelif kabiliyetlerde yaratmıştır. Birine verilen, diğerinde bulunmayabilir. Bu istidadı keşfetmek firâset ve basiret ister. Tespit etmek de yetmez, o kabiliyetin inkişaf edebileceği ortamı oluşturmak ya da gelişebileceği ortamda bulunmasına katkıda bulunmak önemlidir.
Âcizlik Müslümana yakışmaz. İman heyecanı ile dolu bir gönül, zamanla etrafına sirayet eder. Esasen her insana potansiyel “insan-ı kâmil” nazarıyla yaklaşılır ise bu niyet bile, nicelerinin öz benliğini dönüştürmeye vesile olur.
En büyük hayırlardan biri, bir insan ihyâsı ve inşâsıdır. Zira biliyoruz ki “Bir insanı diriltmek, bütün insanlığı diriltmek gibidir.” (Mâide 5/32) İnsanı diriltecek nefha ise, gönlü diri ve heyecan dolu samimi bir insandan üflenecek nefhadır.