Sâmi Efendi Hazretleri’nin sîmâsındaki halâvet ve melâhatin güzelliği târif edilemezdi. O kadar halîm-selîm, yumuşak huylu ve melek sıfatlı bir Hak dostu idi ki kendisini yakînen tanıyanlar; “Melek Sâmi Efendi” derlerdi. Yeri geldiğinde ise gâyet cesur ve metânetli idi. Mübârek yüzü dâimâ mütebessim olmasına rağmen, gönlü mahzun ve düşünceli idi. Vakar, temkin ve îtidâl ehli idi.
Hazret-i Mevlânâ'nın nohut pişiren bir hanım ile pişirdiği nohutları konuşturduğu müthiş hikayesinde bir öğretmenin talebesine maddî-mânevî eğitimi bir arada vermesi gerektiği anlatılıyor.