Âhiretin sonsuzluğu karşısında deryadan bir damla hükmünde bile olmayan hayat, beşikle tabut arasındaki mesafeye sığmayacak kadar ulvî bir hakîkattir. O hâlde “Hayat nedir?” suâline, sadece toprağın rutubeti ve mezar taşlarının katı sessizliği cevap olarak yükselecekse, böyle bir gafletle ziyân edilmiş fânî bir hayattan daha acı ne olabilir?..
Sohbet halkalarını gençlerle besleyip genişletmek îcâb eder. Zira gençlikle meşgul olmak, çok ehemmiyetlidir. Gençlik, en kıymetli hayat hazinesidir. O elde iken hak yolunda harcanmalı ve bir ânı bile ziyan edilmemelidir.
“Allah yolunda nöbet beklemekte vesâir din ve vatan hizmetlerinde uyumayan göze cehennem haram kılınmıştır.” (Nesâî)
Çanakkale Harbi'nde Rumeli Mecidiye Tabyası, korkunç bir düşman saldırısı neticesinde neredeyse tamamen imhâ edilmişti. Cephâneliğin büyük kısmı havaya uçmuş, on altı topçumuz şehîd olmuştu. Koca tabyadan ayakta kalabilen bir yüzbaşı, iki nefer, bir de vinci kırılmış, ağzına mermi alamayan tek bir top idi.
Allah Teâlâ bizleri bu dünyaya imtihan için göndermiş, ahiretin tarlası olarak yarattığı bu dünyanın baki olmadığını esas yurdun ahiret olduğunu da daima bizlere hatırlatmıştır. Prof. Dr. Süleyman Derin, bu ay Altınoluk Dergisi'nde ayetler, hadisler ve İmam Rabbani'nin sözlerinden hareketle dünya hayatının aldatıcılığı konusunu işliyor.
Her ne kadar acılı, ağrılı ve rahatsız olsa da topuklu ayakkabı kadınlar için bir tutku. Peki bu tutku nelere yol açıyor biliyor musunuz?
Basîret; sezgi, uzağı görüş, hakikati kalbiyle hissedip anlama demek. Peki Kur’ân’ın basîreti ile hayatımıza nasıl bakabiliriz? “Kur’ân’ın basîret olmasını” Altınoluk Dergisi yazarı Cafer Durmuş’un kaleminden okuyoruz.