Kur’ân-ı Kerîm’e olan hürmet, iştiyak ve muhabbet, gönülleri ihyâ ederken, ona karşı gösterilen ihmâl ve hürmetsizlik de, insanın mânevî hayatını karartan mâsiyetlerin başında gelmektedir.
Yrd. Doç. Dr. Fatih Çollak, Peygamberimizin Kur’ân’ı nasıl okuduğunu ve Kur'an tilâvetlerinde öne çıkan vasıfları anlattı. İşte rivâyetler ışığında nebevî tilâvetin vasıfları…
Bu âlemde her zerre; Hakkʼa yakın olan diri gönüllerle konuşur. Bütün varlıklar, hâl lisânıyla beyan durumundadır. Kâinatta Hâlık’ını tanıtmayan hiçbir zerre yoktur. Bütün mahlûkat, kendisini yoktan var eden Hâlık Teâlâ’nın kudret mührünü taşımaktadır.
Sözlükte harcamak tükenmek manasına olan infakın, Kur’ânî bir terim olarak anlamı; insanın sahip olduğu maddi ve manevi nimetlerden bir kısmını Allah’ın rızasını gözeterek başkalarına vermesi, başkalarıyla paylaşması demektir. İnfak sadece maldan olmaz, insanın sahip olduğu başka nimetlerden ve başka değerlerden de olur.[1]
Kur’ân’da lağv (boş söz) denilerek Mü'minler uyarılır. Kendilerini boş sözden, faydasız konuşmadan, geçersiz olmaktan korumaları söylenir. Doç. Dr. Kerim Buladı, "Kur'ân'da boş sözü" bize anlatıyor.
İslam'ın ilk döneminde sahâbeden biri evine girdiğinde hanımı ona "Bugün Kur’ân’dan kaç âyet nâzil oldu? Allah Rasûlü’nün hadislerinden neler ezberledin?..” diye sorduğu gibi nikâhlanacak bir sahâbî hanımın, mihr olarak kocasının kendisine Kur’ân’dan bildiği kısımları öğretmesini yeterli görmesi ne muhteşem bir fazîlet tablosudur.
Yüzakı Dergisi bu ayki sayısında "Kur'an Kültürü"nü dosya konusu olarak işliyor.
Sesi Kur’ân’la süslemek, sesi güzel olandan Kur’ân okumasını istemek ve onu dinlemek müstahaptır.
Kur’ân-ı Kerîm’de İblis’in Hazret-i Âdem -aleyhisselâm-’a secde etmemesi, bir çok yerde tekrar edilir. Ancak bu tekrarların her birinde, İblis’in secde etmemesinin farklı sebepleri anlatılır, buna bağlı olarak onun hîle ve tuzaklarından birine dikkat çekilir.
Boğazdan kalbe inmeyen bir kıraatin insanı Kur’ân’ın sonsuz tefekkür ufkuna ve duygu derinliğine götüremeyeceği âşikârdır.