Fatih Çollak Hoca, "bir Müslümanın, Kur'ân-ı Kerîm'i nasıl okuması gerektiğini" anlatıyor.
GençTV’de yayınlanan "Hatırası Aziz İnsanlar" serisinde Kemalettin Altıntaş Amcanın güzel sohbetini dinliyoruz. Kemalettin Amca "Allah'ın navigasyonu var; Kur'an'ı Kerim. Bu navigasyona uymazsak yolumuzu nasıl bulabiliriz?" diyor... Ve ekliyor: "Biz duruyoruz ama hayat gemisi gidiyor... " Allah cümlemizi nevm-i gafletten îkaz eylesin... Şöyle bitirelim: "Uyku iyi bir istirahat vesilesidir. Ama gençler; ev yanarken uyunmaz... "
Kur’ân’ın her kelimesi, onu telâkkî eden kimselerin idrâki kadar olmayıp aksine sonsuz bir mânâ derinliğine sahiptir.
Cenâb-ı Hak; insanoğlunun, insanlık şeref ve haysiyetine yakışır biçimde yaşamasının reçetesini, Hazret-i Peygamberʼin de yüce ahlâkını oluşturan Kur’ân-ı Kerîmʼde beyân etmiştir.
Okunması gereken belli başlı tefsirler nelerdir? Kur’ân-ı kerim’in meâlini nasıl okumalıyız? Kur'ân-ı kerime karşı görevlerimiz nelerdir? Marmara İlahiyat Profesörü ve 'Hakkın Daveti Kur'ân-ı Kerim Meali ve Tefsiri' adlı 5 ciltlik eserin sahibi Ömer Çelik, İslam ve İhsan'da anlatıyor.
Bütün ilimlerin kaynağı ve hazinesi; mukaddes kitâbımız Kur’ân-ı Kerîm’dir. Bu sebeple en şerefli amel, en büyük zenginlik ve en ihtişamlı saltanat; Kur’ân’ı öğrenmek ve onun tâlimiyle meşgul olmaktır.
Emin Saraç Hocaefendi, Medîne-i Münevvere eşrâfından olan Abdülkâdir Bekli’den, oranın Mahkeme-i Şer’iyye Sicilleri’ne de geçen, ibret ve hikmet dolu bir hâdiseyi anlatıyor.
Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı, son zamanlarda Kur’an-ı Kerim’in mahiyeti ve Kur’an’da yer alan kıssaların gerçekliği konusunda kamuoyunda tartışmalara yol açan birtakım iddialara ilişkin bir açıklama yayınladı.
Tâbiîn neslinin meşhur müfessirlerinden Katâde der ki: “Kur’ân-ı Kerîm okuyanlar, ya kâr ya da zarar ile kalkarlar. Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: «Biz Kur’ân’dan, îmân edenler için bir şifâ ve rahmet kaynağı olan âyetler indiriyoruz. Zâlimlerin de ancak hüsrânını artırır.» (el-İsrâ, 82)”
İslâm’ın evrenselliğinden bütün çağlara hitap eden ve çağın ihtiyaçlarını karşılayan vasfı anlaşılır. Hakikatte İslâm bütün çağlara hitap eden ve çağların ihtiyaçlarını karşılayan bir din midir? “Evet” bunu rahatlıkla söyleyebiliriz.