İran'da düzenlenen Uluslararası Kur'an-ı Kerim Okuma Yarışması'nda hafızlık ve kıraat kategorilerinde Türkiye'den Faruk Şahin ile Enes Abdullah Görgülü birinci seçildi.
Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı Kerîm’de Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in hayâtı üzerine yemin etmiştir. Yüce ismini, O’nun ismiyle birlikte zikretmiş ve mü’min bir kul olmayı, O’nun nübüvvetine îman şartına bağlamıştır. Huzûrunda seslerin yükseltilmesine râzı olmamış, mübârek isminin sıradan bir isim gibi zikredilmesini istememiştir. Bütün bunlara ilâveten kendisinin ve meleklerinin, O’na çokça salâtü selâm ettiklerini bildirerek ümmet-i Muhammed’in de aynı şekilde O’na bol bol salât ü selâm getirmelerini fermân eylemiştir.
İnsanların daha ziyâde egosunu tatmin muhtevâsında ve “ben” merkezli bir hayat yaşadığı günümüzde, İslâm’ın bizlere telkîn ettiği fedâkârlık ufku nedir ve bu ufku hayatımıza nasıl aksettirmeliyiz?
Ana-babaların yavrularını Kur’ân ve Sünnet iklîminde yetiştirmeleri, evlâtlarının mânevî hayâtının ziyân olmasını önlemek için zarûrî bir vazîfedir. Bu, aynı zamanda bizim Kur’ân’a ve Peygamber Efendimiz’e bağlılık ve muhabbettimizin de seviyesini göstermektedir.
Allah’ın kuluna lütfettiği ömrün, hizmetle birlikte devam ederek “Hizmet ömrü”ne dönüşmesi, Hakk’ın kuluna ne büyük bir lütfudur. Nefes alıp verdikçe, dîn-i mübîni İslâm’a ve tüm mahlûkâta hizmet edebilme düşünce ve gayreti, ne ulvî bir ufuk ve ne bereketli bir niyettir. Böylelerinin ecirleri, ömürleri kadar değil, kıyâmete kadardır. Zira hizmetten emekli olmayı düşünmediklerinden, nihâyetsiz niyetleri, nihâyetsiz ecre vesile olmuştur.
İstanbul Müftülüğü tarafından Camiler ve Din Görevlileri Haftası dolayısıyla "Kur'an, Mihrap, Minber ve Kürsü Hizmetinde İz Bırakanlar" panel serisinde din görevlisi hizmetinde bulunan Hafız Ömer Aköz, Mahmut Bayram ve Naim Kahraman anıldı.
İnsan her şeyden evvel, Rabbine karşı vefâkâr olmalıdır. “–Elbette yâ Rabbî!..” diye cevap verdiğimiz; «Kaalû Belâ»daki sözünü unutmayarak Kuran ve Sünnete sahip çıkmalıdır.
“Bize sadece Kuran yeter diyenlerin” aslında Kuran-ı Kerim’e karşı da saygı ve sevgileri yoktur, onların derdi peygamberimizi devre dışı bırakarak Kuran-ı Kerimi kendi keyiflerine göre yorumlamaktır. Zira bu kesimler hadis külliyatı ortada durduğu sürece Kuran’ı istedikleri gibi yorumlayamamakta, dini hayatı keyiflerine uyduramamaktadırlar.
Ahmet Hamdi Yıldırım, kurban etlerini kapı komşumuzu hesap ederek vermemizi ve muhtaç olanları ona göre belirlememiz gerektiğini anlatıyor.
Ahmet Hamdi Yıldırım, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) kurbanı kestikten sonra şükür namazı kıldığını anlatıyor. "Neden kurban kestikten sonra şükür namazı kılarız?" sorusunu cevaplıyor?