Adıyaman'da doğuştan Spina-Bifida ve Hidrosefali hastası Muhammed Yasir Ataş, her gün tekerlekli sandalyesiyle camiye Kur’an öğrenmeye gidiyor.
Sahabiler, Kur’an okumayı çok sever ve ona emredildiği gibi hürmet eder, tazim gösterir ve saygı duyarlardı.
Ana-babaların yavrularını Kur’ân ve Sünnet iklîminde yetiştirmeleri, evlâtlarının mânevî hayâtının ziyân olmasını önlemek için zarûrî bir vazîfedir. Bu, aynı zamanda bizim Kur’ân’a ve Peygamber Efendimiz’e bağlılık ve muhabbettimizin de seviyesini göstermektedir.
Hayatını Kur'an'a adayan, Kur'an sevgisiyle gönlünü dolduran ve Allah'ın kitabını okudukça ruhunu arındıran genç bir sahabî... Ayetler nazil oldukça hem ezberleyen, hem yazan bir Kur'an sevdalısı... Allah Resûlü'nün vahiy katibi... Sabitelerin toplanarak bir kitap haline getirilişinde ve çoğaltılmasında büyük hizmetleri geçen bir ilim ve iman eri..
"Yemeksiz yaşarım ben ama Kur’ansız yaşayamam. Kur’an okumayı çok seviyorum. Hala daha hafız olmaya çalışıyorum. Çocuklardan kimi ele geçirirsem onlara günlük 3- 5 sayfa okuyup dinletmeye çalışıyorum. Benim hayatım Kur’an." diyor Kemaleddin Hocaefendi. Altınoluk Dergisi'nde Kemaleddin Altıntaş Hocaefendi ile yapılan röportajın üçüncü kısmını yayınlıyoruz.
Tüm İlahiyat Fakülteleri ve Yüksek İslam Enstitüleri Derneği (TİYEMDER), Marmara İlahiyat Vakfı ve Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’nın ortaklaşa gerçekleştirdiği ve binlerce kişiyi Kur’ân-ı Kerîm'le tanıştıran “3 Günde Kur’ân Öğreten Program”ın Koordinatörü Ferruh Erel'e merak edilenleri sorduk.