Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, 3. Avrasya Fetva Meclisi Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Kur’an-sünnet bütünlüğünü göz ardı eden, gereksiz ve faydasız tartışmalarla bilhassa genç nesillerin zihnini meşgul eden yaklaşımlardan uzak durulması gerektiğini söyledi.
Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı, son zamanlarda Kur’an-ı Kerim’in mahiyeti ve Kur’an’da yer alan kıssaların gerçekliği konusunda kamuoyunda tartışmalara yol açan birtakım iddialara ilişkin bir açıklama yayınladı.
Şefaat konusu, ilâhî adâlete ters düşmez. Nasıl ki dünya hayatında “referans” denilen bir kaide vardır. Yani yapıp ettiğimiz işlerimizde güvendiğimiz, sevdiğimiz, saygı duyduğumuz insanların aracılığı bizim faydamızadır; hayatımızı kolaylaştırır, memnuniyetimize vesile olur. Şefaat de Cenâb-ı Hakk’a, evvelâ Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in, ardından diğer sâlih ve seçkin şahsiyetlerin duâ buyurmasıdır.
Kur’ân’ın tatbik edilmiş hâli olmasından dolayı sünnet, Kur’an’ın yanında İslâm’ın vazgeçilmez ikinci kaynağını oluşturmaktadır. Allah’ın kitab’ı ve Rasûlü’nün sünneti, ayrılmaz iki kaynak olarak İslâm toplum yapısının hem teşekkülünü, hem de özelliklerini yitirmeden devamını sağlamıştır.
Son zamanlarda ülkemizde de görülmeye başlayan güya “Kur’an Müslümanlığı” ya da “Hadis Müslümanlığı” masum ismi altında mezhepsizlik cereyanı canlandırılmaya çalışılmaktadır. Bu görüş sahiplerinin en bariz vasıfları, geçmiş âlim ve âriflere karşı kimi zaman alaycı ve istihkâr edici saygısız bir üsluba sahip olmalarıdır.
Dr. Adem Ergül bu yazıda, İslâm âlimlerimizin tespitlerinden yola çıkarak, varlık ve hâdiselere Müslümanca bir bakış çerçevesi sunmaya çalışıyor. Hem olması gerekene ve hem de olmaması gerekene kısa kısa dikkat çekiyor.
Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, Peygamber Efendimiz -sallâllahu aleyhi ve sellem-'e duyulan muhabbet nisbetinde ilahî rahmete yakınlaşacağımızı bildirdiği gündem yazısında, sünneti ve hadis-i şerifleri bir kenara itmeye çalışanlara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.