Prof. Dr. Ömer Çelik, Haşr Suresi 16. ayette geçen "...Münafıkların durumu tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü şeytan insana «İnkâr et» der. İnsan inkâr edince de: Ben senden uzağım, çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım, der." ayetinde şeytanın Allah'tan korkması olayını açıklıyor.
Allahütela Kur’ân-ı Kerim'de, baştan sona insanların kalplerine “havf” ve “recâ” dengesini kurmayı öğretir. Bazen tek bir âyetin içinde hem korku verecek ifadeler, hem de ümit vaad eden müjdeler vardır.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi bu haftaki sohbetinde kulluğun ve imân nîmetinin ehemmiyetinden bahsediyor.
Aylık edebiyat, kültür, sanat, tarih ve toplum dergisi olan Yüzakı Dergisi, Şubat [2015] sayısında "Dünyevi kaygılar ve Allah korkusu" başlığında dosya konusunu işliyor.
Bursevî Hazretleri şöyle buyurur: “Denilmiştir ki: «Eğer insanlar birbirini sevseydi ve karşılıklı muhabbet duysaydı, adâlete ihtiyaçları kalmazdı. Çünkü adâlet, muhabbetin yerine kaim olur. Muhabbetin olmadığı yerde adâlete ihtiyaç duyulur.»Yaratanʼdan ötürü bütün yaratılanları gönlüne sığdırabilenlere ne mutlu! İnsanın esas hüneri, kalbini bu genişliğe ulaştırabilmesidir.
Avusturya'da yaşayan Müslümanlara yönelik saldırıların artması, akademisyen, sivil toplum örgütü, yazar, milletvekilli ve gazeteciler tarafından tepkiyle karşılandı.