İslâm, mahlûkâta bakışta nasıl bir gönül hassâsiyeti telkin eder?
Sâlihlerle beraberlikten maksat; kalbî bir beraberliktir. Zira fiilî beraberlik, her zaman mümkün olmayabilir. Yahut fiilî beraberlik olsa bile kalbî beraberlik olmadığında, yine bir fayda hâsıl olmaz. Bu sebeple sâlihlerle beraberlikten kasıt; gönül beraberliğidir, yani hayat ve hâdiseler karşısında sâlih ve sâdıklar gibi hissedip davranabilmektir.
Şeyh Sâdî, hâllerdeki sirâyetin, kişinin mânevî hayatını nasıl değiştirebildiğine dâir şu misali verir: “Ashâb-ı Kehf’in köpeği Kıtmîr, sâdıklarla beraber olduğu için büyük bir şeref kazandı; nâmı Kur’ân-ı Kerîm’e geçti. Hazret-i Nûhʼun ikinci karısı ve Hazret-i Lût’un karısı ise fâsıklarla gönül birliği içinde olduklarından, Cehennem’e dûçâr oldular. (Kocalarının peygamber olması bile onlara fayda vermedi.)”
Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi'nin Altınoluk Dergisi için kaleme aldığı "Muhabbetin Kantarı Fedakârlıktır" başlıklı yazının bir kısmını istifadelerinize sunuyoruz. Makalenin ilk kısmında Müslümanların birer fedakârlık imtihanı ile başbaşa kaldığını vurgulayan Hocaefendi, gayret-i diniyye içinde olmamız gerektiğini söylüyor.
Muhabbetle yaklaşılan sâlih kimselerden gönüllere huzur ve ferahlık aksettiği gibi, gâfil ve fâsık kimselerden de sıkıntı ve kasvet akseder.