Tasavvuf yolunda zâhir ve bâtınını ikmâl etmiş ve kalbî merhaleler kat ederek davranış mükemmelliğine ulaşmış bulunan Hak dostları, “veresetü’l-enbiyâ” tâbiriyle ifâde olunan bir şerefe nâil olmuş bahtiyarlardır.
Dînin gâyesi; zarif, güzel ve hassas insanlar yetiştirmektir.
Peygamber ahlâkıyla yoğrulan sâlih mü’minler de, kalb-i selîme ulaşmış yüksek şahsiyetler oldukları için her hâllerinde Hazret-i Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in izini tâkip ederler.
Kâinâtın hamuru, muhabbet mayasıyla yoğrulmuştur.
İrşad hizmetinde güler yüz, tatlı söz ve zarâfet çok mühim bir yer işgal eder.
Mü’minin gönül kıvâmında belli miktarda hüzün ve endişeye de ihtiyaç vardır. Bununla birlikte gönül mahzun ve mağmum iken, yüzün tatlı bir tebessümle aydınlanması îcâb eder.
Allah Resûlü’nde fânî olan Hazret-i Ebûbekir (r.a.) kötülüğe af ve iyilikle muâmelenin kâ’bına varılmaz numûnelerini sergilemiştir: