Mü’minin saâdet zaferi, îmân ve faydalı işler meyânındadır. Hakîkî mü’min, elinden ve dilinden ümmetin istifâde ettiği kimsedir.
Allah Teâlâ mü’minleri, belli bir gâye için yaratmış ve o hedefi birlikte gerçekleştirsinler diye onları kardeş yapmıştır. Birbirine darılan fertler veya toplumlar, o ulvî hedefe varamazlar. Bu durum karşısında diğer mü’minlerin yapacağı tek şey, birbirine darılan mü’minlere kardeş olduklarını hatırlatmak ve aralarını bulmaya çalışmaktır.
İnsanlara iyiliği emredip kötülükten alıkoyabilecek, onları incitmeyecek ve yapacakları fenalığa katlanacak kimseler için, halkla bir arada yaşamanın, cuma namazına gitmenin, toplantılarına katılmanın, onlarla beraber hayır meclislerinde ve zikir toplantılarında bulunmanın, hastalarını ziyaret edip cenazelerine katılmanın, muhtaçlarına yardım edip câhillerine yol göstermenin ve daha başka iyiliklerde bulunmanın değeri büyüktür.
“Emr-i bil-maruf nehy-i ani'l-münker” nedir, kimlere ve nasıl yapılmalıdır? İyiliği emredip, kötülükten sakındırmakla ilgili ayetler.
İyiliği emredip, kötülükten sakındırmak bir seviye işidir. Bunu ancak ne söylediğini, ne zaman, nerede ve nasıl söylemesi gerektiğini bilen ehliyetli kişiler yapabilir. Çünkü onlar herkese anladığı dilden hitap ederler.
Peygamber Efendimiz; fakir, yetim, kimsesiz ve dullara şefkat ve yakınlığı ile tanınırdı.