İslâmiyet kolaylık dinidir. Bu sebeple insanlara kolaylık göstermek, zorluk çıkarmamak İslam'ı anlatırken izlenecek yolu da bize gösterir.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) dilinde dâimâ duâ vardı.
Dua ile Rabbin yardımını niyaz etmek, her mü’minin şiârı olmalıdır. Zira ilâhî yardım bir kula erişecek olursa, onu hiçbir güç mağlup edemez.
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Tebük’te sabahleyin bir hurma ağacına dayanarak hutbe îrâd eylediler. Allâh’a hamd ü senâda bulunduktan sonra şöyle buyurdular:
İslâm’ı tebliğ mevkiinde bulunanların aynı şekilde “el-Emîn” ve “es-Sâdık” olmaları, şahsiyet ve karakterlerini tasdik ve tescil ettirmeleri, yani toplumdan âdeta bir hüsn-i hâl kağıdı alabilmeleri zarûrîdir.
Taif... Peygamber Efendimizin putperestler tarafından taşlandığı belde. Peki Peygamberimiz bu elim hâdise karşısındaki tavrı ne olmuştu?
İslâm davetçilerinin, her seviyede üzerine düşeni yapması, Allah’a karşı mesûliyetleri gereğidir. Muhatabın, bu tavsiye ve uyarıları dikkate almayabileceği kanaati oluşsa bile, bu tebliği yapmak, en azından yapanı sorumluluktan kurtaracaktır. Sonucu yaratmak Allah’ın elindedir. Kula düşen vazifesini yapmaktır.
Kadıköy'deki tarihi Hasan Paşa Camisi İmam-Hatibi Levent Uçkan, görev yaptığı dini mekanı çok yönlü bir hayat merkezi gibi idare ediyor.
İnsan bir yönüyle duygusal bir varlıktır. Onu kazanmanın en kolay yolu, duygularına hitap edebilmektir. Akıl, çoğu zaman duygusal kararların gerekçelerini üreten bir fonksiyon icra eder. İslâm’ın tebliğ ve irşdadında, akla hitap eden kelâm ve fıkıh âlimlerinden ziyade, gönle hitap eden sûfîlerin daha etkili olmasındaki sır da buradadır.
Aydın'da görevli 47 yaşındaki imam Gazanfer Arslan, 5 yıldır Kur'an-ı Kerim öğretmek için esnaf ziyaretleri yapıyor.