Rasûlullah (s.a.v) İslâm’a dâvet ettiği insanlara ve terbiye etmek istediği ashâbına Kur’ân-ı Kerîm okur ve öğretirdi.
Dinî bilgilerin tebliğ ve öğretilmesinde bazı prensiplere riayet edilmesi, bir bakıma dinin esas muhtevası kadar önemli sayılmıştır, insanlar için bir şifa ve rahmet olduğu (Yunus, 10/57; îsrâ, 17/82;-Fussilet, 41/44) bildirilen bilgi, kaide ve değerler, anca bu esprinin ilham ettiği yollarla benimsetilmelidir.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- okuma-yazmanın yaygınlaşması için gayret etti, bunun için her fırsatı değerlendirdi.
Niğde'nin Ulukışla ilçesinde yaşayan 84 yaşındaki emekli başkomiser Mehmet Köksoy, yaklaşık 1 milyon lira değerindeki mal varlığını ve 35 yıllık beylik tabancasını ilçede yapımı devam eden imam hatip kampüsüne bağışladı.
Şeytan, kariyerinin ilk büyük başarısını (!) Hazret-i Âdem ile Hazret-i Havvâ’nın ağacın meyvesini yiyerek birbirlerine mahrem yerlerinin görünmesini sağlayarak kazandı. Kıyafetlerinin açılmasını ve birbirlerinden tahrik olmalarını istedi. Şerefli bir mahlûk olan insanoğlunu küçük düşürmenin en iyi yolu, kıyafetini açmaktı. Şeytan, kıyafetini kaybeden insanın, onurunu da kaybedeceğini iyi biliyordu.
İnsanoğluna yapılabilecek hizmetlerin en kıymetlisi, onun ebedî saâdet ve selâmetini temin edecek olan hizmetlerdir. Bunların en yücesi olan îlâ-yı kelimetullâh,[1] mü’minlere emânet edilmiş azametli bir dâvâ ve kudsî bir vazifedir. Zira hidâyete muhtaç bir insanı, ilâhî hakîkatlerle tanıştırıp onun îmanla şereflenmesine vesîle olmak, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in nazarında, en kıymetli dünyâ metâlarına sahip olmaktan ve hattâ üzerine güneşin doğup battığı her şeyden daha hayırlıydı.
Din Eğitimi Akıllı Defter Setleri, ilköğretim öğrencileri için temel dini bilgileri içeren bir çalışma olarak hazırlandı.
Lider Eğitim Derneği, yazın hem dini eğitim hem de sosyal faaliyetlere katılmak isteyen çocuklara 2. Kur Yaz Okulu düzenliyor.
Cenâb-ı Hak, yerleri ve gökleri insanın hizmetine sunmuştur. İnsanı da bu eşya ve kendisi karşısında sorumsuz ve başıboş bırakmamıştır. Yani Allâh, hem kâinâta hem de insana ilâhî kanunlarla yön vermiştir. Böylece o, bu imtihan hayatının, tatlı bir hürriyet ve mes’ûliyet dengesi içinde yaşanmasını takdir buyurmuştur.