Özellikle her türlü olumsuz dış faktörlere açık sosyal ortamlar, insanın fıtratına aykırı dünyevî kaygı taşıyan insanî ilişkiler mânevî çürümeyi hızlandıran ortamlardır. Bu zamanda bir Müslümanın basit, ama kolay hedefler belirleyip az ve öz bir şekilde ona devam etmesi en doğru ve güzel olan bir davranıştır.
Kişilik terbiyemiz adına hedef ve faaliyet haline getirebileceğimiz bazı hususlar...
Yunus Emre Hazretlerinin bütün mahlukatı kucaklayan beyanı, dünyanın neresinde olursa olsun -zalim veya mazlum- bütün insanlığı dünya ve ahiret planında kurtaracak bir can simididir.
“Hz. Peygamber, Tevhid ve Vahdet” konusu [1], genelde ümmetin, özelde milletimizin inanç ve toplumsal birlikteliği hakkında içtenlikli özeleştirilere ve yeni açılımlara vesile olabilecek niteliktedir. Bu noktadan hareketle bu kez vahdet toplumunun ya da toplumda birliğin zararlıları üzerinde bir değerlendirme yapma ihtiyacı duyulmuştur.
İlkokul 4. sınıf, ortaokul ve lise müfredatına seçmeli ders olarak eklenen Kur’ân-ı Kerîm dersinin tercih edilmesi için yarın son gün. STK temsilcileri “Her anne baba çocuğuna dinini öğretmekle mükelleftir” dediler.
İsraf, en genel mânâsıyla kişinin gereğinden fazla harcama yapması demektir. Müsrif ise, bu ölçüsüz harcamayı yapan kişidir.
İslâm toprağı olarak Anadolu, yetiştirdiği ürünlere ve beşiklik ettiği medeniyetlere eş, bağrından çıkan arı-duru ve diri gönüllerle bereketlidir. Devir devir, yöre yöre bu arı-duru ve diri gönüllerin, bir başka ifadeyle, Anadolu’nun mânevî dinamikleri olan bu saygın önderlerin, çevrelerinde oluşturdukları ilim-irfan halkalarında, sohbet meclislerinde pişmiş erdemli kişiler, sözünü ettiğimiz bereketin göstergeleridir.