On dört asırlık İslâm tarihi, îman kardeşliği kıvamının yakalandığı devirlerdeki zaferler ve fetihler, yaşanmadığı devirlerdeki hezimetler ve kayıplar manzumesidir. O kardeşlik varsa, Endülüs bir avuç müslümanla fethedilmiş; o kardeşlik yerini tefrikaya ve düşmanla ittifâka terk etmişse, yüz binlerce müslümanın durduramadığı bir hezimet ve fâcia ile o topraklar kaybedilmiştir.
Müslümanlar birbirini sevmedikçe iman etmiş sayılmaz, iman etmedikçe de cennete giremezler.
İslâm, îmanlı gönüllerin rahmet semâsıdır. Bu semânın altında yaşayan mü’minler, İslâmʼın huzur ve saâdetine nâil olabilmek için îman kardeşliğine muhtaçtır.