Medya ve diğer kitle iletişim araçları üzerinden dezenformasyonla oluşturulmak istenilen "Türkiye algısı", aslında nasıl bir savaşın içinde yer aldığımızı gösteriyor bize.
İran ile Batı arasında 12 yıldır süren nükleer müzakerelerin sonunda nihayet bir uzlaşıya varıldı. Uzlaşı uluslararası kimi siyasi analizlere yansıdığı şekliyle Soğuk Savaş sonrası dönemin en önemli diplomatik başarısı idi. Kimilerine göre ise nükleer anlaşma “Şiilerin zaferi” olarak nitelendirildi.
Suruç'ta yaşanan hadisenin bir diğer boyutu Türkiye’yi DAİŞ ile etiketleme, DAİŞ’i destekleyen “terörist devlet” gibi gösterme gayretleridir. Bu kara propaganda, Suruç provokasyonu üzerinden hem içerideki hem dışarıdaki malum çevreler tarafından yine dillere pelesenk edildi.
Suriye'de İran, Lübnan, Irak, Afganistan ve Rusya'dan gelen yaklaşık 20 bin yabancı savaşçı, Esed rejimi saflarında muhaliflerle savaşıyor.
Altınoluk Dergisi'nin Haziran sayısında Beytullah Demircioğlu "Dünya Gündemi"ni analiz ediyor.
Yakın coğrafyamızdaki iç savaş ve şiddet anaforu bütün hızıyla sürerken, Mısır’da Müslüman Kardeşler üyelerine yönelik düzmece idam kararları geçen ay (Mayıs 2015) en çok konuşulup tartışılan gündemlerden biriydi. Darbe yönetimi Mısır’ın ilk seçilmiş cumhurbaşkanını asmaya cesaret edebilir mi? Böyle bir durumun Mısır ve bölge için getirisi götürüsü ne olabilir? İşte yorumlar...
Geçen ayın gündemine ilişkin dikkat çeken gelişmelerden biri, Suriye ve Irak’ta koalisyon güçlerinin aylardır süren hava operasyonlarına rağmen DAİŞ’un durdurulamayan ilerleyişi oldu. Bu ilerleyişin bir türlü durdurulamayışının nedenlerinin sorgulanması vardı. Suriye’de Esed rejimi muhalifler karşısında kan kaybetmeye devam ederken rejimin sonunun yakın olduğu yorumları daha sık dillendirilir olmaya başladı...
Ortadoğu’nun geleceğine ilişkin yapılan analizlerin göbeğindeki konu sürekli tırmanışta olan mezhebi gerginlik.
Altınoluk Dergisi yazarı Beytullah Demircioğlu “Dünya Gündemi”ni değerlendiriyor.