Hazret-i Mevlânâ’nın dile getirdiği ilâhî aşk; gönlü yakıp arındıran, teni aşarak ruhu ebedî hayata hazırlayan bir vuslat ateşidir.
İmanı aşk ile yaşayanların gönüllerinde, bambaşka ufuklar açılır. İlâhî aşk, mânevî bir dürbüne benzer. Krallar onu alabilmek için bütün hazinelerini de krallıklarını da fedâ ederlerdi.
İlahi aşkın sırrı nedir? Hak dostları İlahi aşkı nasıl tarif etmişler, hakkında neler söylemişler? İnsan ve kainatın yaratılışındaki sır nedir? İlahi aşkın sırları ve etkisi...
‘Yar’e yapılan gönülden bir yakarış...
Kişi neyi seviyorsa onu çokça yâd eder.
Hayır nâmına ne varsa, geciktirme de vakitlice et! Kalk artık kalk! Oturup durduğun o kapı önünden kalk! Eline süpürgeni al da artık kendi tozunu süpürmeye, kendi çöpünü atmaya, kendi kokularını güzelleştirmeye başla!
Beşerî aşk, ilâhî aşka açılan bir kapı olabilir mi? Mecnûn’un Leylâ’da başlayıp Mevlâ’da son bulan aşkı, hakikî muhabbetin izini nasıl sürer?
Hazreti Mevlânâ Mesnevî'de “Kimin bir ölüye, yâni fânî bir varlığa sevdâsı varsa, o sevdâyı canlı ve diri varlığa kavuşmak için besler. Böylece fânî bir varlığı sevmek, aşka bir köprü olur da, onu ilâhî sevgiye ulaştırır.” (c.3, 545) der.
Hazreti Mevlânâ Mesnevî'de “Ey dost, âşıkların hayatı ölmektedir. Gönül vermeyince, sen gönül bulamazsın.” (c.1, 1751) sözleriyle aşık yüreklere sesleniyor.