Vakıf, Yaratan’dan ötürü yaratılanlara merhamet, şefkat ve sevginin müesseseleşmiş şeklidir. Diğer bir ifâdeyle Allâh’a adanan, temlik ve temellükten ebediyyen men edilen mülkiyetlerdir.
Adıyaman'ın Kahta ilçesindeki bir anaokulu öğretmenin başlattığı ve kadınların da destek verdiği proje sayesinde yardıma muhtaç öğrencilerin yüzü gülüyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan bu haftaki cuma hutbesi “Cenâb-ı Hak, Her Hak Sahibine Hakkını Vermiştir” başlığı ile tüm camilerde okundu.
Yoksul kişi nasıl cömertlik ve iyiliğe muhtaç ise, cömertlik ve iyilik de yoksul kişiye muhtaçtır. Güzeller, güzelliklerini seyretmek için nasıl tozsuz, passız, parlak bir ayna ararlarsa, cömertlik de yoksulları, zayıfları öylece aramaktadır. Yani zengin ve fakir birbirine muhtaç elmanın iki yarısı gibidir...
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Asıl yoksul, kendisine yetecek malı bulunmayan, muhtaç olduğu bilinip de kendisine sadaka verilmeyen ve kimseden bir şey dilenmeyen kimsedir." buyuruyor. Bu insanların dilenci olmadığını ve gerçekten muhtaç olduklarını işaret ederek aranıp bulunmasını tavsiye ediyor.
Nevşehir'de, ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarına bayramlık kıyafet temin etmek için "Her çocuk bayramlık ister" sloganıyla sosyal medya üzerinden kampanya başlatan gençler, dükkan dükkan dolaşıp yardım topluyor.
Ecdadımız daha küçük yaşta olan evlatlarına ellerindekilerini ihtiyaç sahibini verebilmeyi öğretmiştir. Askıda ekmek; bu fani alemde baki dostluklar kurabilmek için görünmez bir bağdır. Aslında askıya koyduğumuz sadece ekmek değildir; kalbimiz, vicdanımızdır.
İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul’da yaşayan Suriyeliler ile ilgili sorun olmadığını belirterek, "Dilencilerin çoğunun aslında kendi vatandaşımız olduğunu sonradan gördük" dedi
Selmân -radıyallâhu anh-, samimî, mütevâzı ve geçim ehli bir Hak dostu idi. Kimseye külfeti olmazdı. Son derece mahviyet sahibiydi. Başta Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh- olmak üzere bütün ashâb-ı kirâm, Selmân -radıyallâhu anh-’ın Allâh’a kulluğundaki vecd, heyecan ve huşû hâline imrenmişlerdir.
Selmân -radıyallâhu anh-’ın Allah yolundaki fedâkârlıkları, Peygamber Efendimiz’e muhabbeti ve Sünnet-i Seniyye’ye bağlılığı, onun Ehl-i Beyt’ten sayılmasına vesîle olmuştur. Selmân -radıyallâhu anh-, her hâliyle ve bilhassa da Allah yolundaki fedâkârâne gayretleriyle öyle güzel bir numûne şahsiyet hâline gelmişti ki, Ensâr ve Muhâcirler “Selmân bizdendir.” diyerek onu paylaşamaz olmuşlardı.