İnsanları Hakk’a ve hayra yöneltmek için dâimâ onların kalbine giden bir damar bulmak îcâb eder. Bunun da en kestirme yolu; cömertlik, şefkat ve affedebilmektir.
Kulu Rabb’ine sevdiren hasletler nelerdir?
İnfâk ibâdetinin îfâsı için gerekli olan yegâne gönül sermâyesi “cömertlik”tir. Cömertlik tohumunun atılmadığı gönül bahçelerinde infak meyvelerinin hâsıl olmasını beklemek beyhûdedir.
Cenâb-ı Hak, affeden kullarını çok sever. Nitekim âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: “O (takvâ sahipleri) bollukta da darlıkta da Allah için infâk ederler, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da (bu şekilde bütün hâl ve ibadetlerinde) ihsan sahibi olanları sever.” (Âl-i İmrân, 134)
Bizler, Peygamber Efendimiz’in 1400 sene sonra gelen ümmetiyiz. Bugün artık “sahâbî” olma imkânımız bulunmuyor. Fakat âyette zikredilen, “Muhâcirler ve Ensâr’a güzelce tâbî olan ihsan sahipleri”nden olma imkânı, bütün ümmet-i Muhammed için kıyâmete kadar bâkīdir.
Peygamber Efendimiz, eldeki zamanın kıymetini bilip hayırda yarışmayı teşvik eder ve ashâbına tavsiyelerde bulunurdu.
Kâmil insan, o kadar mükemmel bir ahlâk ve tabîate sahip olmuştur ki, -Allâh için müstesnâ- hiç kimseye kızmaz, hiç kimseden kırılmaz.
İbâdet ve hayırlı işlerin biri bittiğinde hemen diğerine koşmak, herhangi bir zamanın ibâdetsiz ve hayırdan uzak geçmesine fırsat vermemek îcâb eder.