Cenâb-ı Hak, ibâdetlerimizin otomat, yâni feyz ve rûhâniyetten uzak bir şekilde şuursuzca yapılarak ziyân edilmesini istememektedir. Bilâkis kalplerimizin, “ihsan” duygusunun rûhâniyet ve feyzi içinde kendisine yaklaşmasını, yâni ilâhî vuslata nâil olmasını arzu buyurmaktadır.
Af iki dünya saadetiyken, kin iki dünya esaretidir. Af sağlıkken, kin marazdır. Çünkü duyguların merkezi olan kalp, af ve ihsana göre programlanmıştır.
Kulluk edebini lâyıkıyla yaşayanlar, bütün güzelliklerin Hak’tan, bütün kusurlarınsa kendi nefislerinden kaynaklandığı şuuruna ererler.
Kalplerin müellifi olan Hz. Muhammed Mustafa –sallalahu aleyhi ve sellem- Efendimizin merhameti bütün alemleri kuşatmıştır. O’nu sevmek demek, onun gibi olmamız demektir. Bu yüzden müslümanın en önemli vasfı Efendimiz gibi merhametli ve ihsan sahibi olmaktır.