Hani meşhurdur yıpranan ve yorulan bir yapıyı elden geçirip tazeleyen kuruluşlar; yapının girişine büyükçe bir resim asarlar. Önceki hali/sonraki hali. Yani bu yapıyı şu vaziyetteyken bu vaziyete getirdik. Biz de Ramazan’dan önceki mânevî hayatımızın, nefsimizin bir resmini koysak bir tarafa, diğer tarafa da sonrasının. Karşılaştırsak; İşte Ramazan ayından önceki ibadetlerimiz, işte sonrası. Neler değişmiş mesela bir baksak...
Kardeşliğimize zarar veren en büyük etken kusurları nedeniyle kardeşimizin üzerini çok kolay bir şekilde çizmemizdir.’’ Kardeşinin kusurunu örtenin, kusurunu Allah örter’’, nebevi tavsiyesini zaman zaman göz ardı etmekteyiz. Bu da insana ihtiyacın had safhada olduğu şu zor günlerimizde büyük, insan israf ve kıyımına sebep olmaktadır.
Biz masumuz; Halep’te daha yürümeyi öğrenmeden şehadeti öğrenen bebeğin nurlu alnı kadar, Türkistan’daki annenin gözyaşı kadar, Filistin’de tanka taş atan delikanlının cesareti kadar, Filistin’de örtüsü için vurulan genç kızın namusu kadar, iffeti kadar, Kudüs kadar, Gazze kadar masumuz.
İdeal Müslüman yorgunluğunu başka bir meşguliyetle gideren, tembelliği lügatinden söküp atan, fitne üretmesi için şeytana fırsat vermeyen Müslümandır. İdeal Müslüman rızayı ilahi gayesiyle, konuşan değil, koşturan Müslümandır. İdeal Müslüman gayeleri ve uhrevi hesapları gereği meşguliyetinden haramla iştigale takat ve vakit bulamayan Müslümandır.
Ramazan sabırla özdeşleşmiş bir ay. Bir sabır talimhanesi… Üstelik insanın en tahammülsüz ve aceleci olduğu yerlerde yapıyor bu talimi; yeme, içme, şehevi arzular gibi.