Allah Teâlâ’nın yakınlığını kazanmak için kurban kesmek bir ibâdettir. Kurban kesmenin târihi insanlığın târihi kadar eskidir. Âdem’in iki oğlundan her biri bir kurban kesmiş, Hak Teâlâ niyeti hâlis olanın kurbanını kabul etmiş, diğerininkini kabul etmemişti. Allah ancak takva sahibi olanların kurban ve ibadetlerini kabul eder (Mâide, 5/27-31).
Yrd. Doç. Dr. Ahmet Hamdi Yıldırım, kurbanlık hayvanların hangileri olduğunu anlatıyor.
Dr. Ahmet Hamdi Yıldırım banka kredisi alarak kurban kesmenin caiz olup-olmadığını anlatıyor.
Ömür, sanki metrajı belli olmayan bir makara gibidir ki, nerede kopacağı veya ne zaman biteceği meçhuldür. Her insan, ölebilecek yaştadır. Nitekim bir kabristana gitsek, orada bizden daha küçük yaşta olmasına rağmen vefât etmiş nicelerinin mezarlarıyla karşılaşabiliriz.
Ömürlerini ilâhî huzurda geçirmeye çalışan kulların edebi bir başkadır. Onlar farklı bir hissiyat içinde, sıradan insanların anlayamayacağı bir hayat sürerler.
Zikrullâh kalbin nuru, ruhun huzuru, gönlün cilâsı, aklın ölçüsüdür. Zikre devam edenin kalbi mâmur, fiil ve ahlâkı güzel, ruhu sevinçli olur. Zikrullaha nail olan, Allâh’a kavuşmuştur.
İslâm ahlâkının esâsını ararsak, onu, Rabb’e aşk ve ihlâs ile yönelişte; bu yönelişin yegâne nişanını da hiç şüphesiz “hizmet”te buluruz.
Cuma günü işgal güçleri tarafından üç Filistinlinin öldürülmesi sonrası ibadete kapatılan Mescid-i Aksa yeniden ibadete açıldı.
Cami ve mescidlere ibadet, zikir ve ilim için devam etmek başlı başına bir iyilik ve hayırdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Sabah veya akşam camiye giden kimseye, Allah cennette ikram hazırlar" buyuruyor.
Ebû’l-Hasan Harakānî Hazretleri ibadette huşuyu arttırmanın iki yolunu anlatıyor.