Kâmil bir mü’min olabilmek için merhamet, şefkat ve muhabbet gibi ulvî hasletlerimizi kuvvetlendirmeli ve onları bir ibâdet vecdi içerisinde mahlûkâta hizmet şeklinde tezâhür ettirmeliyiz.
Sadakayı, ona en lâyık olana vermeye çalışmak, mühim bir infak âdâbıdır. Yani işin kolayına kaçıp rastgele vermek değil; “Onlar ki zekât vermek için faâliyet gösterirler.” (el-Mü’minûn, 4) âyetinde işâret edildiği gibi, hakkın tam yerini bulması için, bir ibâdet vecdiyle, ciddî bir emek sarf ederek verebilmektir.