Hayatı Mısır’ın zindanlarında geçen Hz. Yusuf -aleyhisselam- Allah’ın kendisine bahşettiği ilimle zindan arkadaşlarının rüyalarını tabir ediyordu. Bu ilmi Hz Yusuf’un daha çok tanınması ve insanların ilgisine sebep oluyordu. Mısır padişahının gördüğü bir rüya onun dikkatini çekti. Sonrasında yaşananları istifadenize sunuyoruz..
Hazret-i Yûsuf -aleyhisselâm-, aynı zindanı paylaştığı iki gence tevhîd akîdesini tebliğ etmek istedi. Onların rüyâlarını tâbir etmeden evvel, kendisinin hak din üzere bulunduğunu, sâhip olduğu ilmin Cenâb-ı Hak tarafından bahşedildiğini ve Mısırlıların yanlış yolda olduklarını bildirdi. Onları tevhîde hazırlayarak hak dîni kendilerine tebliğ etti.
Hakkındaki dedikoduları öğrenen Züleyhâ, Mısır kadınlarını imtihân etmeye karar verdi.
Mühim olan, zâhirî ve fânî güzellik değil, kalb ve ahlâk güzelliğidir.
Ya’kûb -aleyhisselâm-’ın oğullarından Yehûda, Robil ve Şem’un, babalarının Yûsuf’a gösterdiği husûsî alâka ve muhabbetin hikmetini kavrayamadılar ve kıskandılar.
Hazret-i Yusuf –aleyhisselâm- bir rüya gördü. Allahu Teâlâ, gördüğü rüyada onun ileride peygamberlik risaletini işaret etmişti. Babası Yakub peygambere rüyasını anlattı ve sonrasında yaşananları istifadenize sunuyoruz…
Her vasatta muhatabını yargılama hakkına sahip olduğunu düşünen mantığı iyi tahlil etmek ve bunun tutarsızlığını yetişmekte olan kuşaklara anlatmak lâzım. Evlatlar, –şefkat tevzîi ve gönül kayması gibi hassas konularda– büyüklere dil uzatıp kardeşleri cezalandırmayı düşünmeden önce, kendilerine şu soruyu sormalı; “İyi ama neden?”
Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri’nin Sultan 1. Ahmed ile münâsebet halkasının ilkini teşkil eden rüyâ tâbiri hâdisesi pek meşhurdur. Bu tâbirle birlikte Hüdâyî Hazretleri’ne alâka ve hürmeti son derece artan 1. Ahmed Han, Hazret-i Pîr’in ilâhîlerine nazîre yazacak kadar onda fânîleşmiştir.
İslam diğer tahrif edilmiş dinlerde olduğu gibi sadece Allah ile insan arasındaki ilişkileri düzenlemekle kalmaz ayrıca insanlar arasındaki ilişkileri de en ince ayrıntısına kadar tertib eder. Bu ilişkiler o kadar net ortaya konmuştur ki dünyanın neresine gidersek gidelim mesela müslüman çocuklar babalarına isimleri ile hitap etmez, onlar karşısında yan gelip yatmazlar. Anneler el üstünde tutulur, yaşlılara saygı, çocuklara sevgi gösterilir.
Peygamber Efendimiz: “Emriniz altındakilere Yusuf sûresini öğretiniz. Çünkü herhangi bir Müslüman onu yazıp ehline ve kendi kölesine öğretirse, Allah Teâlâ onun sekerât-ı mevtini kolaylaştırır, hiçbir Müslüman’a haset etmemeye güç verir.” buyuruyor.