Günümüzde maddî olarak pek çok sıkıntılardan, bâdirelerden geçiyoruz. Bu anlamda ailede malın varlığı ve yokluğu konusunda nelere dikkat etmemiz gerekiyor? Ailenin huzurunun ve mutluluğunun zedelenmemesi için neler yapabiliriz? İşte bu soruların cevabı...
İdeal ve örnek bir âile yuvası olur mu? İşte cevabı...
İslâm, “âile”ye nasıl bakar? İşte İslam'ın aileye verdiği önemin cevabı...
Yavuz Sultan Selîm Han devrinin ahlâkî yüceliğini gösteren pek çok vak’a vardır. İşte onlardan biri...
Hac ibadetini gerçekleştirmek için kutsal topraklara gelen Müslümanlar, Kurban Bayramı öncesinde Mekke'de İslamiyet'in doğduğu topraklardaki kutsal mekanları ziyaret ediyor.
Fâtih Sultan Mehmed Han, mânevî terbiyesinde yetiştiği hocası Akşemseddîn Hazretleri’ni çok sever, ona pek fazla hürmet ederdi. Sık sık ziyâretine gider; yanından, gönlü huzur ve sükûn içinde dönerdi.
Geleneksel âilelerde amca, dede, nine, yenge gibi ikinci dereceden akrabaların da aynı hânede yaşadığı “geniş aile tipi” görülmektedir. Geniş ailede, âile düzenini sağlayan şey, âile büyüklerinin geleneklerden aldıkları güçleridir. Bu güç, genç yetişkinlerin hareket alanlarını daraltmakla beraber onlar açısından güven verici bir mâhiyet de arz etmektedir.
"Ramazan bize ne vermeli?” sorusunun cevabını bulmak için, Ramazan’a girerken çıkışta neye, nereye ulaşmak istediğimizin farkında olmamız lâzım.
Şeyh Sâdî buyurur: “Âdemoğulları bir bedenin âzâsı gibidirler. Çünkü yaratılışları bir mayadandır. Aynı cevherden yaratılmışlardır. Günün birinde vücuttaki âzâlardan biri ağrırsa öteki âzâları da rahatsız olur. Başkalarının dert ve acılarıyla muztarip olmazsan, sen «insan» diye adlanmaya lâyık değilsin.”
İnsanoğlunun dünyevî ihtiyaçlarının başında emniyet ve huzur gelir. İnsanın her türlü zulümden muhâfaza edilmesi, haklarına sahip olarak onlarla saâdet bulması ve bu huzur ortamında dünyevî ve uhrevî istikbâlini temin etmesi lâzımdır.