Hurmet ne demektir? Kısaca anlamı...
Yeryüzünün ötelere açılan bir penceresi mesabesindeki ilk kıblemiz Mescid-i Aksâ’yı zâlimlerin elinden kurtarmak, ümmet üzerine bugün için önemli farzların başında gelmektedir. Bu farz yerine getirilmediği sürece tüm ümmet, tek tek, cemaat cemaat, devlet devlet sorumludur. Herkes kendi iktidarı çerçevesinde bir şeyler yapmanın yolunu bulmak durumundadır.
Tâzim ve hürmet kişiye dâima güzellik getirmiştir. İmâm-ı Azam’a nispet edilen şu söz bu anlamda mânidardır. “Hedefine erişen saygı ve tâzimle erişti. Mahrum kalan da tâzim ve hürmeti terkettiği için mahrum kaldı.”
Cenâb-ı Allah, ilmi ve âlimi aziz kılmıştır. Allah’ın aziz kıldığını izzetli tutanı da Yüce Mevlâ aziz kılar. İşte bu sebepledir ki ne zaman devlet erkânı, ilmi ve âlimi üstün tutmuşlar ise devletleri de yücelmiş ve iktidarları dâim olmuştur.
Allah Teâlâ, Kur’ân-ı Kerîm’de mü’minlerin kardeş olduğunu beyan buyurur.[1] Efendimiz de din kardeşleri arasında sağlam bir muhabbet bağı tesis edilmeden kâmil bir îmâna ulaşılamayacağını bildirir.[2]
“Ey Enes! Yaşlılara saygı göster, küçüklere de şefkat et ki, cennette bana arkadaş olasın.” (Beyhakî, Şuab, VII, 458; Zebîdî, İthafu’s-Saade, VI, 275; İbn Asâkir, III, 146) hadisine binaen her müslüman hürmet ve şefkatin ne kadar önemli olduğunu anlamalıdır. Saygı ve sevgi değerlerimize sahip çıkmalı asla ödün vermemeliyiz.
Cerir bin Abdullah -radıyallâhu anh- ashâbın Allah yolunda hizmet heyecanıyla nasıl bir fedâkârlık ve cömertlik rûhuna sahip olduklarının bir misâlini şöyle anlatıyor...
İslâm târihinin sahâbe ve tâbiîn devrinden sonra en ihtişamlı safhasını teşkil eden ecdâdımız Osmanlı, pâdişâhından çobanına kadar bütün halkının eşsiz bir Peygamber muhabbetiyle temâyüz ettiği bir toplum idi.
Biri hizmet diğeri ibadet eden iki kardeşin ibretlik hikâyesi…
Altınoluk Dergisi yazarı Ahmet Taşgetiren, kalbi bir hayat için altın öğütleri sıralıyor.