Hırs ne demektir? Kısaca anlamı nedir? Hırs kelimesi Kuran'da geçiyor mu?
Kanaatkâr olmak, Allah Teâlâ’nın verdikleriyle yetinmek güzel bir huydur. Açgözlülük insanı dünyada huzursuz ettiği gibi onu haksızlığa yönelteceği için ahretini de perişan eder.
Muhâsebe, insanın yaratılış gâyesi doğrultusunda kendisini hesâba çekmesidir. Bir işe başlamadan, bir adımı atmadan, bir sözü söylemeden önce sonunu hesab ederek hareket etmek, sonradan duyacağımız pişmanlık ve yanlış anlaşılmalara önceden mânî olmaktır.
Felak ve Nâs Sûreleri, Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- başta olmak üzere, bütün müslümanlara sunulmuş ilâhî koruma ve reçetelerdir. Peygamber Efendimiz bu sûreler nâzil olduktan sonra, sabah-akşam bunları okuyarak ellerine üflemiş ve daha sonra mübarek elleriyle bütün vücudunu sıvazlamıştır.
Büyük İslâm âlimi, tarihçi ve sosyolog İbn-i Haldun "Akıl sağlam bir terâzidir. Ama onunla Allâh’a ve âhirete âit meseleleri, peygamberlik hakîkatlerini, akıl ötesi hakîkatleri ölçemezsiniz. Bu boş bir gayret olur ve bir kişinin, «Ne kadar hassas tartıyor!» diye kuyumcu terazisinde dağları tartmak istemesine benzer. Terazinin sağlamlığına bir şey denilemez ama onun gücünün bir sınırı vardır. Aynı şekilde aklın «bilme, bulma, anlama» gücünün de bir sınırı vardır, onun dışına adım atamaz." diyor.
Ebû’l-Hasan Harakani Hazretleri nefsi arındırıp kemâle erdirmenin yollarını anlatıyor.
Hırs ve hased, bütün günahların kaynağıdır. Hadîs-i şerîfte şöyle buyrulur: “Üç şey vardır ki, bütün günahların kaynağıdır; bunlardan muhakkak sakınınız!
Kanaatkâr olmak, Allah Teâlâ’nın verdikleriyle yetinmek güzel bir huydur. Açgözlülük insanı dünyada huzursuz ettiği gibi, onu haksızlığa yönelteceği için âhiretini de perişan eder. Açgözlülük derdinden kurtulmanın yegâne çaresi, önce bu dertten kurtarması için Allah’a yalvarmak ve açgözlülük sebebiyle yaptığı günahları bağışlaması için ona yönelmektir.
Dünyayı âhirete tercih etmek; geçici olanı kalıcı olandan, damlayı deryadan, çer-çöpü pırlantadan kıymetli görmek gibi, hazin bir hamâkattir. Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleriʼnin buyurduğu üzere, bu hamâkate dûçâr olanların en bâriz vasıflarından biri “cehâlet”tir.
Helal-haram sınırlarının nerede ise tamamen ortadan kalktığı ya da ayrıştırılamayacak kadar karıştığı bir ortamı yaşıyor ve paylaşıyor olduğumuz ne yazık ki acı bir gerçektir. Kazanma hırsının ve sınırsız/ilkesiz yaşama çılgınlığının kamçıladığı helal-haram hassasiyeti eksikliği günümüzün yaygın, ciddi, sosyal ve ahlakî hastalıklarının ön sırasında yer almaktadır.