Ashâbın, Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e muhabbetleri bâzen o kadar coşardı ki, Allah Rasûlü’nü aralarında paylaşamazlardı.
Peygamber Efendimiz, hayırda acele etmenin ehemmiyetini, kendi örnek hayâtında sergilediği sayısız fazîletlerle tebliğ buyurmuşlardır.
Hazret-i Mevlânâ’nın buyurduğu gibi insanın rûhu, berrak bir su gibidir. Fakat kötü işler ve günahlarla bulanınca hiçbir şey görünmez olur. Bu durumda mâneviyat incilerini ve hakîkat nûrlarını görebilmek için o suyu durultmak lâzımdır. Dolayısıyla tasavvufun gâyesi, nefsânî duyguları terbiye edip, fertleri ve toplumları sulh, sükûn ve huzûra kavuşturmaktır.
İslâm, Allâh’ın bütün insanlığa gönderdiği barış ve selâmet dînidir. Peygamber Efendimiz de Cenâb-ı Hakk’ın bütün âlemlere hediye ettiği bir Rahmet Peygamberi’dir.