Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, Şebnem Dergisi'nin Şubat sayısında, gelir sıkıntısının sebeplerine bir menkıbe ile değiniyor. Helâl lokmanın hem isrâf olmayacağını hem de geçim sıkıntısına sebep vermeyeceğine değinen Hocaefendi, yazıyı Hazret-i Ali'nin bir duası ile bitiriyor.
Şâh-ı Nakşibend Hazretleri, helâle riâyet hususuna çok ihtimam gösterirdi. Şüpheli şeylerden kaçınmakta da büyük bir hassâsiyet sergilerdi. Sohbetlerinde devamlı: “İbadet on kısımdır; dokuzu helâl rızık taleb etmek, biri ise diğer amellerdir.”[1] hadîs-i şerîfini okur ve muhtevâsıyla amel etmeyi emir buyururdu.[2]
Hazreti Ebubekir'in -radıyallâhu anh- helal lokma hassasiyetini anlatan kıssa şöyledir.
Hasta ve yorgun gönülleri tedâvî edecek, muzdarip sîneleri huzura kavuşturacak ve herc ü merc zihinlere rehberlik edecek, yorgun gönüllere saâdet bahşedecek şahsiyetler, Hak dostlarıdır. Ki onlar, Bahâuddin Nakşibend, Abdülkâdir Geylânî, Hazret-i Mevlânâ ve emsalleri gibi, gönüllerini dergâh hâline getirmiş, ruhlarındaki merhamet ve sevgiyi bütün mahlûkâta taşımış velîlerdir.
Hz. Ebû Bekir'in helâl lokma hassâsiyetini gösteren ibretlik kıssa...
Bugün âhirzaman fitneleri zuhûr etti. Şeytanın mallara ve evlâtlara ortak olduğu günler geldi. Kredi kartlarının düşüncesizce kullanılması sebebiyle, pek çok kimsenin faize bulaştığı bir zamandayız.