Tâbiîn neslinin hadis âlimlerinden olan Abdullah bin Mübârek Hazretleri dostlarıyla birlikte çıktığı hac yolculuğuna, yolda karşılaştığı bir hadise üzerine son vererek geri döndü. Onu hac yolundan döndüren olay, hepimiz için ibretlik bir anlam taşıyor.
Kâmil bir mü’min, gönül insanıdır. Merhamet, şefkat ve diğergâmlık, onun gönül dokusunun en belirgin vasfıdır. Kulu kalben Rabbine yakınlaştıran ilâhî bir cevher olan bu vasıf, aynı zamanda îmânın da bu âlemdeki en büyük şâhidi ve delîlidir. Nitekim insan rûhunun ulaşabileceği olgunluk semâsına çıkışın yegâne yolu, merhamet ve şefkat basamaklarından geçmektedir.
Ashâb-ı kirâm, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) sohbet sünnetini aynen devam ettirmiş ve buna çok ehemmiyet vermişlerdir. Efendimiz'in, ashabına yaptığı sohbette sahabeler manen doluyor fakat dünyevî maîşetle meşgûl olmaya daldıklarında da sohbette duyduklarının pek çoğunu unutuyorlardı.
Ehl-i Beytʼi sevmek, Peygamber Efendimizʼe vefâdır.