Ezelde Allâh -celle celâlühû- yalnız kendisi mevcûd iken bilinmeyi murâd edip yüce sıfatlarının ve esmâ-i ilâhiyesinin tecellîsi ile bu kâinâtı yaratmıştır.
Hazret-i Ali -radıyallâhu anh-’ın Mısır vâlisi Mâlik bin Hâris el-Eşter’e gönderdiği “Emirnâme”den...
Sevgili Peygamberimiz -sallâllahu aleyhi ve sellem-, Allâh’a itaat eden ve İslâm ahlâkı üzere yetişen bir gencin, kıyâmet günü Arş’ın gölgesinde bulunacağını haber vermiştir. [1] Zira Cenâb-ı Hak böyle kullarını sevmektedir.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi Rasûlâllah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in servet beyannamesinde bulunduğu ânı ve tebliğin ehemmiyetini anlatıyor.
Namaz hakkında bahsedilen huşû, edeb ve ilâhî vuslat hâli, ulaşılması mümkün olmayan ve beşer tâkatinin çok üzerinde bir husus değildir. Namazdaki ulvî ve lâhûtî hazzı, sadece lafızları süsleyen bir beyân ve tahayyül olarak düşünmemek lâzımdır.
Hikmet; hakîkatleri idrâk husûsunda akla aczini kavratmaktır. Akılla kavranamayan nice sırlar, ancak hikmetle çözülür. Kâinattaki ilâhî tecellîlerin asıl mânâsı, hikmet nazarıyla okunabilir.
Mekke’li müşriklerin izin vermemesi sebebiyle yapılamayan umrenin yerine edâ edildiğinden, bu umreye “umretü’l-kazâ” denilmiştir.
Hüdâyi Vakfı, Hz. Ali -radıyallâhu anh-ın bu muhteşem sevincinden hisse alabilmek için mâtemlerin civarında olmaya davet ediyor...
Günümüzde; global dünya, vicdanları kirletmeye devam ediyor. İhtirasları körüklüyor. Dünyada kan dökülen beldelere bakıldığında görülüyor ki, perde arkasında; petrol kavgası, menfaat çekişmesi var. Varil varil petrol elde etmek için, oluk oluk mazlum kanı dökülmekte.