Fıtratımız gereği, hüznümüzü, sevincimizi yakınlarımızla paylaşma ihtiyacı duymamız tabiîdir. Fakat günümüzün baş döndürücü paylaşım ağında nice gayr-i tabiî durumlar sergilenmekte maalesef…
Yazının başlığı tuhaf görülebilir. Hiç ‘bayramsız Ramazan olur mu?’ denebilir. İlk bakışta böyle görüp böyle soranlar haklıdırlar. Zira şimdiye kadar her Ramazan’ın sonunda öyle veya böyle bayram yapıldı. Yapılması da dinen gereklidir. Bir ay oruç tutup, teravih kılanlar, uykularını terkedip sahura kalkanlar, daha fazla Kur’an okuyanlar, hatim indirenler, zekât ve sadaka verenler sevinsinler diye bayramda oruç tutmak bile haram veya tahrimen mekruh görülmüştür.
Hizmet rûhunun muazzam misâllerinden biri Vehb bin Kebşe'nin (radıyallâhu anh) hayat hikâyesinden muhteşem tablolar...
Haccın îfâ edildiği mübârek topraklar, Hazret-i Âdem’den bu yana îmanlı yüreklerin rûhâniyetleriyle feyizlenmiş, âşıkâne gözyaşlarıyla sulanmıştır. Ârifâne bir gönülle hac yapanlar, o mekânlarda bunları ve birçok peygamberin mânevî izlerini arar ve onların hâtıralarından feyz alırlar. Çünkü müstesnâ bir feyiz menbaı olan bu kudsî mekânlar, nebîler silsilesinin muazzez hâtıraları ile doludur.
Dünya Bizi Bekliyor kitabı, sınırların ortadan kalktığı dünyada; o mazlum coğrafyalarda, adaletin, merhametin ve aşkın hükümran olduğu bir dünyanın hasretini çeken insanlığa himmet, hizmet ve gayreti beklenen insanlar tarafından gerçekleştirilmesi beklenen rüyayı anlatıyor. Yazar Mehmet Lütfi Arslan, 'bahar habercisi olmaya namzet' güzel insanlara sesleniyor.