Hak dostu mürşid-i kâmiller, mânevî terbiye, kalp tasfiyesi ve nefs tezkiyesi hususundaki nebevî vazifeyi devam ettiren peygamber vârisleridir. Onların en büyük feyz menbaı, mübârek sîretiyle âdeta canlı bir Kur’ân olan Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’dir.
Sohbet eden kişi, sohbet meclisine, tıpkı bir mâbede girer gibi edep ve huşû ile girmelidir. Üstlendiği vazifenin, her şeyden önce kendisi için büyük bir nîmet ve lutuf olduğunu düşünmeli, buna şükrâne olarak da kardeşlerinin maddî ve mânevî donanımından kendini mes’ûl hissetmelidir.
Sohbetler ne kadar ibâdet vecdiyle îfâ edilirse o kadar mânevî tecellî husûle gelir. Zira sohbetler, bir bakıma muhâtaba reçete yazmaktır.
Altınoluk Dergisi yazarı Ahmet Taşgetiren Peygamber Efendimiz'le (S.A.V.) kurmamız gereken gönül bağını anlatıyor.
Yüzakı Dergisi Nisan [2015] sayısında Hazret-i Muhammed Mustafâ Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in öğrettiği İslam'ı bugün temsil edebilme vasfını taşıyan mü'minlere sesleniyor.