Rabbimize ulaşmamızı sağlayacak vesîleler nelerdir ve biz bu fırsatlardan nasıl lâyıkıyla istifâde edebiliriz?
Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleri ârifin alâmetini anlatıyor.
Hak dostları, ilâhî ve nebevî terbiye neticesinde “Nefsî, nefsî!” hodgâmlığından kurtulmuş, “Ümmetî, ümmetî!” diğergâmlığına ermişlerdir. Başkalarının ıztırâbıyla muzdarip olan, onların huzuruyla da huzur bulan, rakik ve hassas bir gönül kıvâmına ulaşmışlardır. Kendi kurtuluşlarının, başkalarının da kurtuluşuna gayret etmekten geçtiğini idrâk etmişlerdir.
Muhabbet, yaratılıştan gelen kalbî bir temâyüldür. Ancak kalbdeki muhabbetin seviyesi, muhabbet duyulanın ulviyyetine münâsip derecede olmalıdır.
İslâmʼa olan bağlılığımızı, son nefese kadar, her zaman ve mekânda diri tutmaya mecburuz. “İki günü eşit olan aldanmıştır” düstûrunca, İslâmʼı hiç eksilmeyen, bilâkis her geçen gün daha da artan bir îman aşkıyla, hayatımızın her ânında dolu dolu yaşamaya gayret etmeliyiz. Bizi Rabbimizʼe her an daha da yakınlaştıracak bir gayret-i dîniyyenin, niyaz ve ilticâsı üzere olmalıyız.