Asırlar boyu kayda değer bir tek adam yetiştirememiş olan Câhiliye toplumu, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in mânevî eğitimi ve irşâdı sâyesinde, ulvî vasıflarla bezenmiş, insanlığa örnek olabilecek çapta pek çok âbide şahsiyet çıkardı. Ve onlar, Kur’ân ve Sünnet’ten aldıkları feyzi, birer îman, ilim ve irfan meş’alesi hâlinde dünyanın dört bir bucağına taşıdılar.
Allah Teala kul ile Rabbi arasında en sağlam bağ olarak namazı bizlere emreder. Kuran’ı kerimde Allah’a imandan hemen sonra namazın zikredilmesi imanın mümindeki ilk tezahürünün namaz olduğunu gösterir. Yüce Kitabının daha girişinde Rabbimiz takvalı müminleri şöyle tarif eder: “Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar.” (Bakara, 3)