Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) "sevdiğinle berabersin" hadîs-i şerîfini duydukları zaman ashâb-ı kirâm çok sevinmişlerdi. Enes -radıyallahu anh-’ın söylediğine göre, İslâm’la şereflendikten sonra hiçbir şeye böylesine sevinmemişlerdi.
Sevdiğinin sevdiklerini sevmek, gerçek sevginin en âşikâr alâmetidir. Peygamber Efendimiz’in sevdiği şeyleri sevmek de, ashâb için büyük bir zevkti. Katık olarak sirke ve yemek olarak kabak bu tür yiyeceklerdendir.
Peygamber Efendimizʼle (s.a.v) âhirette beraber olabilmek, Oʼnun yakınında bulunabilmek; her müʼminin en büyük arzu ve hasretidir. Bu nîmete erebilmek ise Efendimizʼi gerçek mânâda sevmekten geçmektedir.
Ümmetin Allah Rasûlü’ne duydukları dâsitânî muhabbet tezâhürlerine dâir daha söylenecek pek çok söz, nakledilecek sayısız misal vardır.
Hasret dolu gönüllerle Peygamber Efendimize izhâr edilen binlerce eser yazılmıştır.
Gazneli Mahmut'un Peygamber Efendimizin mübarek ismine olan saygısını anlatan ibretli bir kıssa...
Orta Asya’dan Balkanlar’a kadar İslâm’ın nûrunu gönüllerde yeşerten büyük velî Ahmed Yesevî Hazretleri'nin ibret verici son 10 yılı...
Hazret-i Ebû Bekir ile Abbâs'ın, Peygamberimizin vefatından önce şahit oldukları hadise...
Habeşistan’a hicret edip Hayberʼin fethi esnâsında deniz yoluyla Peygamber Efendimiz’e gelen kâfilede, Esmâ bint-i Umeys -radıyallâhu anhâ- da bulunuyordu. (Esmâ, Meymûne Vâlidemizʼin ana bir kardeşi ve Hazret-i Câfer’in hanımı idi.)
Ashâbın, Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e muhabbetleri bâzen o kadar coşardı ki, Allah Rasûlü’nü aralarında paylaşamazlardı.