Hayatını Kurʼân ve Sünnet ölçülerine göre düzenlemeyen, dînin zâhirî ve bâtınî mükellefiyetlerini ihmâl eden bir kimsenin dilinden, ne kadar tasavvufî ifadeler dökülürse dökülsün, o kimse gerçek mânâda tasavvuf ehli olamaz.