Hayatını Kurʼân ve Sünnet ölçülerine göre düzenlemeyen, dînin zâhirî ve bâtınî mükellefiyetlerini ihmâl eden bir kimsenin dilinden, ne kadar tasavvufî ifadeler dökülürse dökülsün, o kimse gerçek mânâda tasavvuf ehli olamaz.
İman için söz de lâzımdır öz de; ruh da gereklidir, şekil de… Mühim olan, bunların birine takılıp diğerine bîgâne kalmamak. Peki kari nedir, ne anlama gelir? Sufi kimdir, kime denir? Gerçek tasavvuf ehli nasıl olunur?
Dînin yalnızca zâhirî kısmına takılıp bâtın yönünü ihmâl edenler, onun özünü kavrayamaz, maksadını anlayamaz, ana gâyesini gözden kaçırmış olurlar. Bu şekilde, dîni sırf gâfil bir “okuyucu” gözlüğüyle seyredenler, onun beden ve kalp âhengi içinde yaşanmasıyla elde edilebilen “hâl ve ruh” cihetinden mahrum kalırlar.