'Yılbaşına özel indirim' adı altında müşteri çekip mevcut fiyat üzerinden satış yapanlara karşı vatandaşları uyaran tüketici derneklerinin yetkilileri; "yalancı indirimlere kanmayın, kredilerden ve borçlanmaktan uzak durun" mesajı verdi.
Ashâb-ı kirâm için ibadetler, Cenâb-ı Hak ile mülâkât ve yakınlaşma anlarıydı. Dolayısıyla çok mühim ve bulunmaz birer fırsat ve huzur hâliydi. Onlar bütün ibadetlerini, Cenâb-ı Hakk’ın emrine muhâtap olma bahtiyarlığına ermenin heyecanıyla yapıyor, herhangi bir ibadeti yerine getirmeyi büyük bir şeref ve nîmet olarak görüyorlardı.
Gönülde îman ve niyet varsa, hizmete bir şekilde imkân ve fırsat da var demektir. Bu itibarla hizmet ve infak varlık yokluk meselesi değil bir gönü meselesidir. Gönlünüz kadar zenginsiniz. Gönül fukaralığı varsa, mal-mülk kişiyi zengin kılmaz.
Bu dünyadan gidenler, ister köle, ister pâdişah gibi gitsinler, oradaki bütün sermâyeleri, ne götürdülerse odur. Orası; sapla samanın ayrıldığı, nice mahrumların hazinelere kavuşup nice gâfil zenginlerin de ebediyet fukarâsı ve mahşer dilencisi olduğu bir yerdir. Orada yalnızca Hakk’a sâdık kulların sadâkatlerinin, selîm kalplerinin ve sâlih amellerinin faydası vardır.
Âlimlerimiz, ilmin şerefini konusuna göre değerlendirmişlerdir: “En şerefli bilgi “Mârifetullah” yâni “Allah’ı tanıma” bilgisidir.” Hatta yaratılışımızın en önemli gâyesi olarak da mârifetullahı görmüşlerdir. Zira kulluğun keyfiyet ve mertebesi, ancak mârifetullah ile gerçekleşebilecektir.
Unutmayalım ki hepimiz dünyaya bir defalığına geldik. Hayat imtihanımız bir sefere mahsus. Dünya hayatının tekrarı yok. Dünyevî imtihanlarda kaybedersek, tekrar telâfî imtihanına girebiliriz. Fakat hayat nîmetinin ne tekrarı var, ne de telâfîsi. Hayırlarda acele etmek kadar, mânevî kazanç fırsatlarını kaçırmama hususunda da uyanık ve basîretli hareket etmek îcâb eder. Aksi hâlde elden kaçan nîmetlere nedâmet fayda vermez.
Fırsat elden kaçmadan, bütün fânî nîmetleri ebedî saâdet sermayesi kılabilmeye gayret etmeliyiz. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, bu hususta biz ümmetini şöyle îkaz buyurmuştur: Beş şey gelmeden önce beş şeyi ganimet bil.
Âhiretin sonsuzluğu karşısında deryadan bir damla hükmünde bile olmayan hayat, beşikle tabut arasındaki mesafeye sığmayacak kadar ulvî bir hakîkattir. O hâlde “Hayat nedir?” suâline, sadece toprağın rutubeti ve mezar taşlarının katı sessizliği cevap olarak yükselecekse, böyle bir gafletle ziyân edilmiş fânî bir hayattan daha acı ne olabilir?..
Hazret-i Peygamber (s.a.s) Efendimiz'in “Recep Allah’ın, Şaban benim ve Ramazan da ümmetimin ayıdır.” buyururken şu hususa dikkat çekmiştir. O’nun: “Allahım! Receb ve Şaban’ı bize mübarek kıl. Bizi Ramazana ulaştır.” diye duası bu ayları önemsemenin en güzel gerekçesidir.
Hizmet, bir taraftan başkalarına fayda sağlarken, diğer taraftan da gayret ve ihlâsları nisbetinde hizmet edenlerin yücelmelerine vesîle olur. Hattâ hizmet edenlere isâbet eden fayda, hizmetinde bulundukları kişilerden daha fazla olur.