feraset

Dini Değerlerimizi Kirleten Oyun

Hakikinin en büyük düşmanı sahte olandır, zira dış benzerlik vardır. Aldanma ve aldatılmanın önemli sebebi benzerliktir. Altının sahtesiyle hakikisini ancak mahir bir sarraf ayırt edebilir. Bizleri yıkıp yok etmek için tezgahlanan sahtekarlıklara karşı fert fert herkesi basiret ve feraset sahibi kılmak, toplumu her fırsatta aldatılacak saf bir güruh olmaktan çıkarmak gerekir.

Ferâset Fetânet Nedir?

Firâset ve fetânet  ne demektir? Bu özellikleri sahip insanlar nasıl bir karakter yapısına sahiptir?

Feraset ve Adalet Ölçüleri

Üstünlüğü temin eden ibâdet mefhûmu gerek şa­hıs, gerek âilevî, gerek ma’şerî ve millî, bütün insan va­zîfelerine şâmildir. Çünkü bunların hepsi dînimizde ibâdettir. Bu hadîs-i şerîfte arkadaşlığın karşılıklı hak ve zavifelerine de işâret buyurulmuştur.

Kimlerle Arkadaşlık Etmemeliyiz?

Feraset, bir şeyi dikkat ve teemmül ile, isâbetle idrak etmek mânâsına gelen “teferrüs”ten isimdir.

Kerametin En Büyüğü

Bir insanın yaptığı ibadet ve bulunduğu hal, onu gurura götürüyor ise bilmelidir ki, o kemâl ehli değildir. İslâmî ahlâk ve edebden nasibi yokdur. Avamın tâ kendisidir.

İdarecilere Kolay Yol

Hiz­met in­sa­nı, en­gin gö­rüş­lü ve firâsetli ol­ma­lı­, gön­lü ve ak­lı ba­sî­ret nûruyla aydınlanmalıdır. Mu­hab­be­tin­de ve buğ­zun­da, il­ti­fa­tın­da ve ten­ki­din­de, medhinde ve zemminde öl­çü­yü ka­çır­ma­ma­lı, or­ta bir yol üzere bulunmalıdır.

Şükretmeniz Gerekmez mi?

Hazret-i Ali -radıyallâhu anh- buyurur: “İffet, fakirliğin; şükür de zenginliğin süsüdür.

Kimliğinizde 'din' Varsa Sorun Var!

Allah’ın nuru iman, ibadet, ahlâk, hukuk, iktisat ve estetik formlarda tecelli eder. Dünya gerçekleri ışığında yorumlanması gereken bu esasları demagojiye yer vermeden uygulamak biricik görevimiz olmalıdır. Dine yaşama alanı verilmek istenmeyen bir dünyada yaşıyor, dar alanların sıkletiyle de bir türlü kabuğumuzu kıramıyoruz.

Dünyâya İbret Gözüyle Nasıl Bakabiliriz?

Hayattaki her nîmet gibi mahrûmiyetlerin de ilâhî bir imtihan tecellîsi olduğunu, hatırımızdan çıkarmamalıyız. Şâyet Allah bir şeyi nasip etmemişse, bunu da gönül gözüyle okuyup; “Bunda da bir hayır vardır.” diyerek her hâlükârda şükredebilmeliyiz. Zira gaybı bilen, yalnız Cenâb-ı Hakʼtır.