Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.) "İnsanların Allah Teâlâ’ya en sevgili olanı, insanlara en faydalı olanıdır. Amellerin Allâh’a en sevgili olanı ise, bir müslümanın kalbine sürûr vermen, onu sevindirmen veya bir sıkıntısını defetmen veya borcunu ödeyivermen veya açlığını gidermendir." buyuruyor.
Âlemlerin Rabbi çok cömerttir, karşılıksız ikram sahibidir. Yeryüzünde halife olarak vazifelendirdiği kullarının da aynı ölçüde çevrelerine karşı cömert olmalarını, bulundukları ortamda nasiplerini, dünyevî bir karşılık beklemeden paylaşmalarını istemektedir. Bunun için ısrar ve teşviklerde bulunur.
Faydası başkasına da dokunan sâlih amel, kişinin sadece kendisine faydalı olan sâlih amelden daha fazîletlidir. Bu anlamda içtimâî hizmetlerin, ferdî nâfile taatlerden daha ehemmiyetli olduğu söylenebilir. Özellikle anne-baba hizmeti, ilâhî rızayı kazanmada birçok hizmetin ve hatta Allah yolunda cihâdın önünde gelir.
Peygamber Efendimiz yanına gelip ondan öğüt isteyen bir adama büyük ihtimalle bu kişide, öfke vasfı galip olduğundan, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) onun bu yönünü terbiye ederek faydalı olmasını sağlamıştır.
Hizmet, bir taraftan başkalarına fayda sağlarken, diğer taraftan da gayret ve ihlâsları nisbetinde hizmet edenlerin yücelmelerine vesîle olur. Hattâ hizmet edenlere isâbet eden fayda, hizmetinde bulundukları kişilerden daha fazla olur.
Nefis, Allah için hizmet etmenin ve faydalı olmanın tadını aldığı vakit, “Canlar canını buldum, kovanım yağma olsun!” diyen güzele benzer de herkes gibi düşünmeyi ve bakmayı bırakıp hâdiseleri başka bir boyuttan seyreder. Yorumları ve değerlendirmeleri farklılaşır. Çoğu insanın acâyip karşılayacağı işler yapar. Belki de bu sebeple birçok velî, halk tarafından deli addedilmiştir.
İnsanoğlu, mahlûkât içinde en mükerrem olarak yaratılmıştır. Güçlü-güçsüz, sıhhatli-sıhhatsiz, bilgili-bilgisiz, zengin-fakir gibi fertler arasındaki farklılaşma ve kademeleşme ise, toplum nizâmnın te’sîsi ve ictimâî hayâtın âhengini te’mîn içindir. Bu kademeleşmede ehemmiyetli bir yer teşkil eden zenginlik ve fakirlik, birbirine zıt iki iktisâdî durumdur.