Allah dostları, tasavvufî terbiyeye girmek isteyenlere, evvelâ Cenâb-ı Hakk’ın emir ve neyihlerine riâyet etmelerini, Kur’ân ve Sünnet’in muhtevâsı dâhilinde yaşamalarını tavsiye eder, ondan sonra tasavvufî derslerle meşgul olmalarına izin verirlerdi. Es‘ad Efendi Hazretleri de, her şeyin bu hassâsiyete bağlı olduğunu beyan ederdi. Bâzı mektuplarında şöyle buyurur:
Cenâb-ı Hakk’ın îman, akıl, irfan, maddî beden ve mânevî kuvvetler gibi kıymetini takdir edemeyeceğimiz pek büyük ilâhî nîmetlerine mukâbil, şükür borcunu edâdan âciz, hem de kusurlu olan bir insan, kendisini gâyet mücrim, günahkâr ve mahcup görmedikçe mânen yükselemez.
Kimseye imanla ölme garantisi verilmemiş iken son nefeste halimiz ne olacak?
Kelâmî Dergâhı postnişîni Muhammed Esâd Erbilî Hazretlerine bağlanmak isteyen bir müderrisin Es’âd Efendi ile arasında geçen ibretlik hadise...
"Manevi Yoldan İstifâde İçin..." Merhum Hacı Gedikli Ağabey ile sağlığında yapılan sohbetin ikincisini sizler için yayınlıyoruz.
Gündüz maddi ve hayvani ihtiyaçları doyurur. Gecenin ilk yarısı maddi yorgunlukların dinlenme çağıdır. İç âleminden haberi olmayanların horlama zamanıdır. İkinci yarısı ise âşıklarla konuşan ve her nefeste onlara neler söyleyen ve neler fısıldayan cömert bir mevsim-i garamdır.