İslâm’a gönül verip ona hizmet etmek isteyenler, bu mukaddes dâvânın her şeyden önce insanın ihyâsı olduğunu iyice bilmeli ve her insana, onun aslî cevheri itibâriyle -eşref-i mahlûkât olduğu düşüncesiyle- yaklaşmalıdırlar.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), mü’minlerin mü'min kardeşleri için yapabileceği duâyı anlatıyor.
Îsar, dînî gayretlerin şâheseridir. Allah ve Resûlü’nün sevgisini, bütün fânî sevdâların üstüne çıkarabilmektir.
“Ben nasıl olsa gencim, daha önümde uzun yıllar var, daha sonra tevbe edip hâlimi ıslah ederim, Allah affeder…” deyip ibâdetleri, sâlih amelleri ve tevbeyi sonraya ertelemek, büyük bir gaflettir.
Mürşid-i Kamil kimdir? Cenâb-ı Hak, kâmil insan modelini en mükemmel şekliyle Peygamber Efendimizʼin şahsında insanlığa sergilemiştir. Dolayısıyla en büyük rehberimiz, örneğimiz ve mürşidimiz; şüphesiz ki Allah Rasûlü -sallâllahu aleyhi ve sellem- Efendimizʼdir.
Ezan ve kamet okunurken ne yapılır, ne yapılmaz? Ezanın anlamı nedir? Ezan ne ifade eder?
Hak dostları, Cenâb-ı Hakk’ın aşk ve muhabbetinin tecellîsi altında olduğu için mercek altında bir kağıdın yanması gibi nefsânî temâyüller onlarda ömrünü tüketmiştir. Böylece nurânî bir câzibe merkezi hâline geldiklerinden diğer insanlar da gayr-i irâdî olarak onların nûrânî güzelliklerine kapılırlar.
Allah’ı en iyi kim bilebilir? Faydalı ilim öğrenmek ve öğretmek sadaka-i cariye midir?
Rahmet Peygamberi, kendisini taşlayan Tâiflilerin helâk olmaları için bedduâ etmek yerine, hidâyetle şereflenmeleri için duâ etmişti. Amcası Hazret-i Hamza’yı şehîd eden Vahşî’yi ve onu azmettiren Hind’i dahî affetmişti.
İnsanı Allah’a yaklaştıran amelleri öğretmesi sebebiyle, en üstün hayır ilimdir. Dolayısıyla akıllı bir mü’min, Cennete girinceye kadar ilim öğrenip onunla amel etmeyi hiçbir zaman terk etmez.