İnsan ve fıtrî sermâyelerden başlayarak, hayatın gayesini kavramak, merhameti geliştirmek ve Rasûlullâh’ın tebliğ azmine kulak vererek, Hakka ve hayra dâvet vazîfesini yerine getirmeyi hiç düşündünüz mü?
Ne kendi evimizi yıkalım ne de haksız olarak başkasının evini yıkalım. Ev yıkanların çok olduğu dünyamızda yıkıcı olmak yerine yapıcı olmak ne güzeldir.
İyiliği tavsiye edip kötülüğe mânî olma mes’ûliyeti...
İslâm’ı tebliğ mevkiinde bulunanların aynı şekilde “el-Emîn” ve “es-Sâdık” olmaları, şahsiyet ve karakterlerini tasdik ve tescil ettirmeleri, yani toplumdan âdeta bir hüsn-i hâl kağıdı alabilmeleri zarûrîdir.
İyiliği emredip, kötülükten sakındırmak bir seviye işidir. Bunu ancak ne söylediğini, ne zaman, nerede ve nasıl söylemesi gerektiğini bilen ehliyetli kişiler yapabilir. Çünkü onlar herkese anladığı dilden hitap ederler.
Îmân edenler arasında en üstün îmâna sahip olanlar kimlerdir? İşte îmân edenler içinde en üstün îmâna sahip olanları Hz. Peygamber anlatıyor...
Müʼmin, kendisini ulaşabildiği bütün insanlardan, hattâ devrin gidişâtından mesʼul gören hassas bir vicdan ve diğergâm bir rûha sahip olmalıdır.