Vedûd ne demektir? el-Vedûd ismi ne anlama gelir ve Allah’ın bu esması hayatımızda nasıl tecellî eder?
Yaratılış mâceramızı baştan sona tefekkürle okuduğumuzda bunun her bir kısmının “Esmâ-i Hüsnâ” ile sarılıp-sarmalandığını görürüz. İnsan; hikmetle seyredeni hayretler içinde bırakan, Cenâb-ı Hakk’ın bir sanat harikasıdır. Zerre kabîlinden bile olmayan bildiklerimizle bunu anlayıp aktarmaya çalışırken, Rabbimiz, her satırda farklı pencereler açtı önümüze...
Bir buz üstüne yazılan yazıyı, Güneş gelir, eritir gider. Ne kadar zor olursa olsun yazıyı bir granitin üzerine yaz ki, kalıcı olsun. İşte tevhîdi tıpkı granite yazar gibi gönlümüze yazacağız. Gönlümüze yazılı mı, değil mi, onu da hâlimiz belli edecek.
Bu dünyada Hakkʼa vuslatın yolu, “ölmeden evvel ölmek” sırrına nâil olmaktan geçer. Bunun için de nefsânî arzuları bertaraf edip Cenâb-ı Hakkʼa tam bir teslîmiyetle râm olmak gerekir. Yani ilâhî emir ve nehiylere, en ufak bir iç sıkıntısı veya üşengeçlik duymadan, cânu gönülden boyun eğmek ve aşkla, şevkle kullukta bulunmak îcâb eder.
Kimi seviyoruz, niçin seviyoruz, ne kadar seviyoruz ve nereye kadar seviyoruz? Bütün sevdiklerimize, bu ölçüyle bakarsak ve bu sevginin ziyadeleştiği dönemlerde, tekrar itidale dönersek; hep kârlı oluruz. Aksi hâlde hem kendimize, hem de sevdiğimize maddî-mânevî zarar vermiş oluruz.
Bu dünya hayatında kulun gayesi, Cenâb-ı Hakk’ın dostluğuna erme yolunda gayret etmek olmalıdır. Ancak dostluk ve muhabbetin şartı; dosttan gelen ezâ ve cefâyı dahî hoş karşılamakla, ona rızâ ve teslîmiyet göstermektir.
Cenâb-ı Hak, insan nesline diğer mahlûkâttan çok farklı ikramlarda bulunmuştur. Zira O, kullarını çok sevmekte ve onlara çok merhamet etmektedir. Etrâfımızda her an temâşâ edip hayranlıkla seyrettiğimiz binbir türlü sanat hârikaları, ilâhî nakışlar ve kudret tecellîleri, âdeta birer muhabbet mektubu gibi bizlere ikrâm edilmektedir.