Din ve Hayat Dergisi 36. sayısı “oyun ve eğlence” dosya konusu ile yayımlandı. Her sayısında farklı bir konuyu gündemine alan dergi bu sayısında Kur’anî iki kavram olan lehv ve laib (oyun ve eğlence) konusunu işliyor. Bu iki kavramdan yola çıkarak hayatı sadece oyun ve eğlenceden, gelip geçici hevâ ü hevesten ibaret görmeyip kaybettiğimiz hakikatleri hatırlatırken, “Müslümanın hayatında oyun ve eğlence nerededir, yahut nerede durmalıdır?”ı sorguluyor.
İnsanın nefsi, şeytanın da saptırmasıyla helâllerden ziyâde haramlara heves eder. Yasaklar ve çirkinlikler ona daha güzel ve câzip gelir. Nefis; ibadetlerin, hayr u hasenâtın meşakkatine, zorluklarına ve bedeline katlanmaktan hoşlanmaz. Kolayına gelen ve hoşuna giden zevk, eğlence, menfaat gibi şeylere yönelir. İşte buna nefsin hevâ ve hevesi denir.
Câfer-i Sâdık Hazretleri, uzleti tercih edip kendini ilme ve ibadete vermiş, âbid, zâhid, huşû hâlinde yaşayan büyük bir Allah dostudur.
Dünya nîmetlerine takılıp kalmak, onun fânî ve anlık zevk u safâsı için sonsuz bir saâdet imkânını zâyî etmek gibidir. Tıpkı Yûsuf -aleyhisselâm-’ı kuyuda bulup o ulvî nasîbi üç kuruşluk dünya menfaatine satan gâfil kervancıların hâli gibi.
Dünya, âhirete kıyasla “gündüzün bir saatten de az bir vaktinde bir ağaç gölgesinde gölgelenmek” kadar kısa… Lâkin bu kısa anlar topluluğu, ebedî hayatımızın nasıl olacağının belirleyicisi… Âhiret için azık elde etmeye geldiğimiz bu dünya, ne mal biriktirmek, ne varlıklarla öğünmek için bulunduğumuz bir yer…
Allah teâlâ ve tekaddes hazretleri buyurur: “Bilin ki, dünya hayatı bir oyundur, eğlencedir, bir süstür, aranızda bir öğünüştür.” (Hadîd Sûresi / 20) “Dünya hayatı sizi aldatmasın!” sözünü kim söylüyor? Dünyayı yaratan söylüyor. Dünya hayatını, onu yaratandan daha iyi bilen birisi olabilir mi? Sakının ey insanlar, dünya hayatının aldatıcılığından sakının!
Türkiye'de 26 üniversiteden 2 bin 806 öğrenciyle yapılan araştırmada, özgüveni düşük gençlerin interneti daha çok kullandığı ortaya çıktı.
Sultanahmet Meydanı, senenin diğer zamanlarındaki turist yoğunluğunun dışında, Ramazan ayında adeta İstanbul halkı için bir merkez haline geliyor.