Hayat, yaşanılarak, en çok da görülerek öğrenilir. Çocuklar evlerin yansıması, âilelerinin önsözüdür. Önsözde olan ise, kitabın özetidir. Çocuklarımızı yetiştirirken her birinin “biricik” ve “tek” olduğunu unutmamak gerekmektedir.
Çocuğun karakteri aile de şekillenir. Anne-babalar, evlâtlarının kötülüklerini istemez, elbette… Ama nerede duracağını bilemeyen anne-babalar, bazen evlâtlarına en büyük kötülüğü yapmış olurlar: Evlâtların, kendilerini ve hayatı tanımasına engel olurlar.
“İnsan, muhitinin çocuğudur”, derler. Doğrudur, her meyvenin yetişme iklimi olduğu gibi insan meyvesinin de sıhhatli yetişme iklimi önemlidir. Hicret, daha güzeli arama, daha hür ve daha güzel bir ortamda, hem kulluğumuzu ve hem de insaniyet kalitemizi geliştirmek yolunda olursa, Rabbimiz bereketli kapılar açar ve niyete göre hayırlı sonuçlara da ulaşılır.
Çocuklar, anne-babaya ihsân edilen ilâhî emânetlerdir. İslâm fıtratı üzere anne-babalarına teslim edilen çocukların saf ve berrak kalpleri, temiz bir toprak misâli işlenmeye hazır, ham bir cevherdir. İstikbalde onların diken veya gül, acı veya tatlı meyve vermesi, üzerlerine atılan tohumların keyfiyetine bağlıdır.
Dindar ve ahlaklı gençler yetiştirmek istiyor ve çocuğunuzun manevi eğitimine önem veriyorsanız bunları yapabilirsiniz.
Aile ocağında, evlâdın dünyaya gelmesiyle, evlâd hakkı, evvelâ evlâdına güzel bir isim vermekle başlar. Peki, çocuk terbiyesinde ölçüler nelerdir?
Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Emel Bellibaş, bu duygunun kaynağının özellikle de ebeveynlerin yanlış tutumu olduğunu vurguluyor. Hem okul dönemi hem de karne zilinin çalmasıyla başlayacak ara tatilde ailelere büyük görevler düştüğüne dikkat çeken Bellibaş, karne kıskançlığını önlemenin ve çocuğa doğru yaklaşımın temel kurallarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.
Çocuklar, ana-baba elinde birer emânettir. Çocukların saf ve temiz kalbleri bir cevherdir. Temiz bir toprak gibidir. Temiz toprağa ne ekilirse onun meyvesi alınır. Bu yüzden anne ve baba çocuklarının terbiyesinden sorumludur.