Birr ne demektir? Kuran neden birr olmaya davet ediyor? Ali İmran suresi 92. ayeti nasıl anlamalı ve amel etmeliyiz?
Peygamber Efendimiz bize Müslümanca yaşamayı öğretti. Otururken, kalkarken, yerken, içerken, konuşurken, gülerken bizi başkalarından ayıran bir hayat tarzından söz etti. Bizi görenlerin “Bu adam Müslüman” diyeceği bir yaşama üslûbuna sahip olmamızı tavsiye etti. İnsanlarla olan ilişkilerimizde Müslümanca davranmamızı istedi. İşte Peygamber Efendimiz'in davranış edepleri...
Her Müslüman, “Kur’an-ı Kerim’e tâbîyim.” der. Ancak, Ashab-ı Kiram’dan öğreniyoruz ki asıl mesele, bu son mukaddes kitaptan bir ayet duyduğunda malını feda edecek kadar tabi olmaktır.
Tevbe, işlenen günahlara kefâret sadedinde, hayır-hasenatta bulunup sâlih amellerle meşgul olmak da güzel bir telâfî vesîlesidir.
Kur'ân'da zikredilen “birr”, “takvâ”, “ism” ve “udvân” kavramları, belki de son vahiy olan Kur’ân’ın hedefini en iyi açıklayan ve nasıl bir insanlık ve sosyal hayat istediğini izah eden kapsamlı terimlerdir. Kur’ân, barış ekseni üzerinde herkesin birbirine yardımcı olduğu, düşmanlıklardan uzak ve her şeyden önce takva bilincini kuşanmış bir cemiyet istemektedir. İşte erdemli bir toplumun inşasında 4 temel kural...
Kur’ân-ı Kerîm’de dikkat çekici bir emir var: “Kullarıma söyle; sözün en güzelini söylesinler.”1 buyruluyor ki bu emir, hiçbir kayıtla mukayyet değildir. Yani “Sözün en güzeli; nerede, ne zaman, kime?” sorularının cevabı, “Her zaman, her yerde, herkese” demektir.
Hak katında makbûl olan cömertlik, malın iyi ve güzel olanından vermektir. Zîrâ infaklar, bu inceliğe dikkat edildiği ölçüde kulu, rızâ-yı ilâhîye nâil eyler.