bilmemek

Bilenle Bilmeyenler Kimlerdir?

İlim, insanda yaratılıştan gelen tecessüs, yâni öğrenme meylini tatmin eden ulvî bir faâliyettir. İnsanlık haysiyetinin zirvesini teşkil eden ilim; mü’mini, Cenâb-ı Hakk’ı yakından tanımaya ve O’nu ibâdetlerle tekrîm etmenin kemâline ulaştırır.

Bilmemenin Özrü Var mı?

Kur’an-ı Kerim insan tavrındaki zulmü ve cehli şiddetle reddediyor; insanı her şeyi bileceğini iş’ar eden bir üslupla ilzam ediyor ve hep, bilmenin gerektirdiği iman ve salâh sorumluluğuna atıf yapıyor. Sorumluluğu şartlara bağlama konusunda insanların aralarında sözünü ettikleri mülahazaların; beşeri izah ve gerekçelerin uhrevi planda da geçerli olacağını sanmak büyük bir yanılgıdır. Bu yolda kimse, ne kendini ve ne de hemcinsini ikna gayretine girişerek neticede kandırmaya kalkışmamalıdır.

Bilmediğini Söyleyebilmenin Fazîleti

Gerçek âlimler, bilmediklerinin daha çok olduğu anlayışıyla, son nefese kadar bir yönüyle talebe olmanın ihtiyacını hissederler. Bilmedikleri bir mesele karşısında, gururlanmadan, tevâzuya bürünerek “bilmiyorum” diyebilme cesaretini ve kemâlini gösterirler. 

Okuma - Yazma Bilmemek Cehâlet mi?

Cehâlet, sözlükte bilmemek, tanımamak, haberi olmamak, kaba, katı, sert davranışlı olmak anlamlarına gelir. İlmin ve hilm’in zıddıdır. Bu sebeple olmalıdır ki “eğitim görmüş kimsenin bir özelliği de olgun ve nazik davranışlı olmaktır” denilir. Peki, okuma - yazma bilmemek cehâlet midir?